Müzik Eğitimcileri Derneği (MÜZED) Genel Merkezi Meşrutiyet Caddesi Hatay Sokak No: 5/ 10 Kızılay- ANKARA
(312) 419 03 98 bilgi@muzed.org.tr

KURBAN BAYRAMI KUTLU OLSUN…

KIBRIS POLİFONİK KOROLAR DERNEĞİ BAŞKANI ŞİFA ÇOLAKOĞLU: “ARZUMUZ MÜZED İLE İŞBİRLİĞİMİZİN ARTARAK GÜÇLÜ BAĞLARLA DEVAM ETMESİDİR.”

Derneğimiz adına 21.06.2021 günü “MÜZED’İN girişim ve öncülüğünde 2017 yılında düzenlenmiş olan 3. Uluslararası İpek Yolu Müzik Konferansı,KKTC ve Kıbrıs’ın Doğası’ konulu çocuk şarkıları yarışması” konularında kamuoyuna ve ilgililere zorunlu bir açıklama yayımlanmıştı. (Bkz.:http://www.muzed.org.tr/?p=1908 ).

Bu açıklamadan sonra KKTC’de etkinlik gösteren Kıbrıs Polifonik Korolar Derneği Başkanı Sayın ŞİFA ÇOLAKOĞLU’ndan derneğimize hitaben bir açıklama yazısı geldi.

Bu açıklamayı olduğu gibi sayfalarımızda yayımlıyor; gerek bu açıklamadaki duyarlı yaklaşımları ve gerekse bu akşam Doğu Akdeniz Üniversitesinde yapılacak olan “Otello’nun Rüyası” ve , “KKTC ve Kıbrıs Konulu Çocuk Şarkıları” albüm, kitap tanıtımı etkinliklerine davetleri için KPKD Başkanı Sayın Şifa Çolakoğlu’na ve dernek yöneticilerine içten teşekkürlerimizi sunuyoruz.*

MÜZED Merkez Yönetim Kurulu

MÜZİK EĞİTİMCİLERİ DERNEĞİ (MÜZED) MERKEZ YÖNETİM KURULUNA

                                                            29.06.2021

Konu: MÜZED’İN GİRİŞİM VE ÖNCÜLÜĞÜNDE 2017 YILINDA DÜZENLENMİŞ OLAN 3.ULUSLARARASI İPEK YOLU MÜZİK KONFERANSI, “KKTC ve KIBRIS’IN DOĞASI” KONULU ÇOCUK ŞARKILARI YARIŞMASI KONULARINDA MÜZED’İN KAMUOYUNA YAPTIĞI AÇIKLAMAYA CEVABIMIZ.

Müzik Eğitimcileri Derneği MÜZED’in girişim ve öncülüğünde, Uluslararası Türk Kültür Teşkilatı (TÜRKSOY) ve üniversitelerle birlikte ilki 2014’te İstanbul’da; ikincisi 2016’da Bolu’da gerçekleştirilen Uluslararası İpek Yolu Müzik Konferansının üçüncüsü 17-19 Temmuz 2017 tarihlerinde ülkemizin Gazimağusa Kentinde yapılmıştı. 3. Uluslararası İpek Yolu Müzik Konferansı Müzik Eğitimcileri Derneği (MÜZED), Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) ve TÜRKSOY işbirliğinde Doğu Akdeniz Üniversitesinin ev sahipliğiyle KKTC Cumhurbaşkanlığının, Gazimağusa Belediye Başkanlığının desteğiyle Gazimağusa’da Rauf Raif Denktaş Kültür Merkezinde gerçekleştirilmişti.Konferans Eş Başkanlıklarını MÜZED Uluslararası İlişkiler Sekreteri Prof. Dr. Uğur Alpagut ve DAÜ’den Prof. Memduh Özdemir’in yaptığı; ISME Dünya Müzik Eğitimcileri Birliği bağlantılı olan uluslararası katılımla birlikte, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetimizde bugüne değin müzik eğitimi alanında gerçekleştirilen en kapsamlı etkinlik olduğunu düşündüğümüz bu konferans içinde çok önemli müzik, sanat, eğitim, kültür etkinlikleri yapılmıştı.

Bahse konu konferans sırasında o dönem Doğu Akdeniz Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi bünyesinde çalışmalarını yürüten şu anki dernek koromuz Ada Işığı Çocuk Korosu 10 tane  Kıbrıs konulu çocuk şarkısı performansını derneğimizin değerli şeflerinden Sayın Erkan Dağlı’nın yönetiminde gerçekleştirmiş, izleyenler ve jurinin büyük beğenisini almıştır. Yarışma esnasında şarkıların kayıtlarını Niğde Güzel Sanatlar Lisesi koro şefi Sayın Serdar Köşk, şefimiz Sayın Erkan Dağlı’nın ricaları ile tamamen kendi imkanları neticesinde gerçekleştirmiş olup,kayıtları şefimize bırakmıştı.

2019  yılında Ada Işığı Çocuk Korosu çalışmalarını  Kıbrıs Polifonik Korolar Derneği çatısında sürdürme kararı almıştı. Dernek korolarından Otello Çoksesli Korosu, KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı Kültür Dairesi Müdürlüğü tarafından açılan derneklere yardım tüzüğü proje kabulü kapsamında Otello’nun Rüyası adı ile 10 tane  Çoksesli Kıbrıs Halk Türküsünden oluşan CD ve nota kitabı projesini sunarak kabul almıştır. KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı derneklere gönderdiği ikinci duyuruda, pandemi nedeniyle söz konusu bütçenin kullanılamadığını,tekrardan kısa süreliğine proje kabulü yapacağını duyurmuştu. Derneğimiz 2017 de ülkemizde DAÜ ev sahipliğinde ve MÜZED önderliğinde,TÜRKSOY ile TÜRKMEB ortaklığında yapılan kongrede gerçekleştirilen ,Müzik Eğitimi Yayınları tarafından nota kitabı basılan , KKTC ve Kıbrıs Konulu Çocuk Şarkıları Yarışması’nda kaydedilen ses kayıtlarını projelendirerek müzik eğitimine kazandırmayı hedeflemiştir. Sunulan projede KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’na bağlı ilköğretim,ortaöğretim ve lise(özel okullar da dahil) tüm okulların müzik öğretmenlerine dağıtılmak üzere teslim edilmiştir. Kültür Dairesi  proje maliyetinin %80’ni karşılamış olup,geriye kalan meblağı ve Müzik Eğitimi Yayınları tarafından basılan 300 adet nota kitabının maliyetini  derneğimiz Kıbrıs Polifonik Korolar Derneği karşılamıştır.

Dernek olarak ve bireysel olarak yaptığımız tüm ziyaretlerde bu projenin DAÜ ev sahipliğinde ,MÜZED önderliğinde,TÜRKSOY ve TÜRKMEB ortaklığında gerçekleşen kongrede seslendirilen şarkıların CD’leşmesi sonucu gerçekleştiğini detaylı olarak anlattık,ayrıca CD’nin kitapçığının iç sayfasında detaylı olarak bilgilendirme yapılmıştır.

Albüm tanıtım gecemize davet amaçlı yapılan ziyaretlerde projelerle ilgili detaylı bilgiler yer almamış olabilir.Ancak  Kıbrıs Polifonik Korolar Derneği olarak bu projenin MÜZED ile işbirliği sonucunda ortaya çıkmış olduğunu hiçbir şekilde inkar etmedik,edemeyiz.  Bunun aksi  şekilde algılanması da bizleri oldukça üzer.

Kıbrıs Konulu Çocuk Şarkıları albüm ve nota kitabı tamamen müzik eğitimine kaynak oluşturması amacı ile müzik eğitimcilerine ve çocuklarımıza bedava dağıtılacaktır.

Bizler hepimiz aynı amaçlar için yaşadığımız topluma hizmet eden gönüllü müzik elçileriyiz. Yaptığımız herşey bu amaca hizmet ediyor ve etmeye de devam edecektir.

Kıbrıs Polifonik Korolar Derneği olarak yegane arzumuz; bu yanlış anlaşılmanın bir son bularak, bundan böyle MÜZED ile işbirliğimizin artarak güçlü bağlarla devam etmesidir. Yaratacağımız sinerjinin iki kardeş ülkenin müzik eğitimine nice  güzel projelerle katkı sunmasını dileriz.

En derin sevgi ve saygılarımızla,

Şifa ÇOLAKOĞLU

Kıbrıs Polifonik Korolar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı

*KPKD’nin “Otello’nun Rüyası” ve , “KKTC ve Kıbrıs Konulu Çocuk Şarkıları” albüm, kitap tanıtımı etkinlikleri 30.06.2021 günü akşamı DAÜ Beach Club’da saat 20:00’da başladı. Derneğimizin kutlama iletisi MÜZED KKTC Temsilcisi Müzik Eğitimcisi Şefkat Sağlamer tarafından sunuldu. Etkinlikten bölümler, MÜZED Facebook sayfasında canlı yayım hâlinde verildi.https://www.facebook.com/774323639/videos/344036077121549/

Müzik Eğitimcileri Derneğimizin Kıbrıs Polifonik Korolar Derneğine gönderdiği kutlama iletisi metni aşağıdadır:

KPKD adına MÜZED KKTC Temsilcimiz Şefkat Sağlamer’e verilen teşekkür plaketinin fotoğrafı aşağıdadır:

MÜZİK EĞİTİMCİLERİ DERNEĞİ (MÜZED) GENEL KURUL İLANI

MÜZİK EĞİTİMCİLERİ DERNEĞİ (MÜZED) GENEL MERKEZİ 10. OLAĞAN GENEL KURUL TOPLANTISINA ÇAĞRI

15.06.2021

SEVGİLİ MÜZED ÜYESİ,

Derneğimizin 2020 yılının Haziran ayında yapılması gereken ancak Kovid 19 salgını nedeniyle T. C. İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünce ertelenen 10. Olağan Genel Kurul Toplantısı 30.06.2021 ÇARŞAMBA GÜNÜ MEŞRUTİYET CAD. HATAY SOKAK DOĞANÇAY APT.  NO: 5/10 KIZILAY- ANKARA ADRESİNDEKİ MÜZED GENEL MERKEZİ SALONUNDA SAAT 12:00’DA YAPILACAKTIR.

Ancak KOVİD 19 Salgını (azalarak da olsa) henüz devam etmekte olduğu için İLK TOPLANTIDA ÇOĞUNLUK SAĞLANAMADIĞI TAKDİRDE İKİNCİ TOPLANTI Tüzüğümüze uygun olarak 28.08.2021 CUMARTESİ GÜNÜ AYNI YER VE SAATTE YAPILACAKTIR.

         İçinde bulunduğumuz dönemde, aşılamalar yapılsa ve salgının etkisi görece azama gösterse bile henüz salgının bitmemiş olması nedeniyle ilk toplantıda yeter çoğunluğun sağlanamama olasılığı yüksektir. Bu durumu dikkate alarak ikinci toplantıda daha çok üyemizin daha bir güven ortamı içinde toplantıya gelebilmesi açısından iki toplantı aralığı (Tüzüğümüze ve Dernekler Yönetmeliğine uygun olarak) geniş tutulmuştur.

Değerli üyelerimizin zamanlarını planlamalarını ve toplantıda hazır bulunmalarını bekliyoruz.

Bu vesileyle MÜZED üyesi olmanın sorumluluğu ve duyarlılığıyla arkadaşlarımızın (varsa) geçmişe yönelik ödenti borçlarını da kapatmalarını bekliyoruz. Ödenti borçları için dernek yöneticilerimizi telefonda aramanızı ya da bilgi@muzed.org.tr, muzediletisim@gmail.com  adreslerinden birine e-posta göndererek bilgi almanızı rica ediyoruz.

Selam, sevgi ve saygılarımızı, başarı dileklerimizi bildirir, Genel Kurul toplantısında hazır bulunmanızı önemle rica ederiz.

MÜZİK EĞİTİMCİLERİ DERNEĞİ (MÜZED)

MERKEZ YÖNETİM KURULU

Gündem

  1. Açılış, saygı duruşu ve İstiklâl Marşı
  2. Müzik dinletisi
  3. Divanın oluşumu
  4. Yönetim, denetim ve onur kurulları raporlarının ayrı ayrı okunması, görüşülmesi; ve aklanması
  5. Tahminî bütçenin görüşülmesi ve karara bağlanması
  6. Tüzük değişikliği önerilerinin görüşülmesi ve karara bağlanması
  7. Şube kurulması konusunda merkez yönetim kuruluna yetki verilmesi
  8. Taşınmaz malların alımı-satımı konularında merkez yönetim kuruluna yetki verilmesi
  9. Vakıf girişimi konusunda merkez yönetim kuruluna yetki verilmesi
  10. Yönetim, denetim ve onur kurullarına seçim yapılması
  11. Dilekler ve kapanış

ÖDENTİ VE BAĞIŞLARINIZ İÇİN MÜZED BANKA HESAP NUMARASI

Ödenti ve bağışlarınızı derneğimizin T.C. Ziraat Bankası Ankara Kızılay Şubesindeki 3668994 5001 numaralı hesabına (Şube kodu: 1133 Bakanlıklar/ANKARA) (IBAN NO: TR760001001133036689945001) yatırabilir ya da dernek saymanına makbuz karşılığı elden teslim edebilirsiniz.

ÖDENTİ BORCUMU NASIL ÖDEYEBİLİRİM?

Sevgili MÜZED Üyesi,

Müzik Eğitimcileri Derneğimizin amaçları doğrultusunda etkili, başarılı bir biçimde yaşamını sürdürebilmesi ve gelişebilmesi üye ödentilerinin zamanında, düzenli olarak ödenmesiyle olanaklıdır. MÜZED, üye kitlesine güvenmekte, onlardan güç almakta; yabancı ülkelerin kitle örgütlerimizi kendi yörüngesine sokmak için uygulamaya koyduğu, bağımsızlığımızı ve ulusal onurumuzu zedeleyen “proje” adı altındaki sözde yardımlarını reddetmektedir.

Örgütlü olmanın en önemli gereklerinden birinin ödentisini ödemek olduğunun bilincinde ve duyarlılığında olan değerli üyelerimizden derneğimizin 0312.419 03 98 numaralı telefonundan veya bilgi@muzed.org.tr ve muzediletisim@gmail.com e-posta adreslerinden sorarak ödenti borçlarını öğrenip kapatmalarını bekliyoruz.

Derneğimizin T.C. Ziraat Bankası Ankara Kızılay Şubesindeki 3668994 5001 numaralı hesabı (Şube kodu: 1133 Kızılay/ANKARA) (IBAN NO: TR760001001133036689945001)bulunmaktadır. Ödenti borcunuzu bu hesaplardan birine veya Ankara’da iseniz dernek saymanına, sayman yardımcısına elden teslim edebilirsiniz. Duyarlılığınız için teşekkür ederiz.

Sevgiyle ve dostlukla.

MÜZED

PROF. DR. YILDIRAY ERDENER’İ YİTİRDİK

Müzik eğitimcisi, viyolonsel sanatçısı, 1973-1974 yıllarında Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümü Başkanı, Etnomüzikoloji ve Halk Bilimi uzmanı, yazar Prof. Dr. Yıldıray Erdener‘i 3 Mayıs 2021 günü 83 yaşında İstanbul’da evinde yitirdik. Prof. Dr. Yıldıray Erdener öğretmenimizin, 6 Mayıs 2021 Perşembe günü saat 15:00’te İstanbul, Zeytinburnu İlçesinde bulunan Eski Kozlu Mezarlığı’nda (Topkapı’ya yakın olan bölümde) toprağa verileceği bildirildi.

Allah rahmet eylesin, huzur ve ışık içinde uyusun. Prof. Dr. Yıldıray Erdener öğretmenimizin ailesine, yakınlarına, öğrencilerine, müzik eğitimcileri, sanatçıları, araştırmacıları topluluğuna başsağlığı ve sabırlar dileriz.

Prof. Dr. Yıldıray Erdener‘i, Müzik Yazarı Sayın Şefik Kahramankaptan‘ın Sanattan Yansımalar‘da yayımlanmış olan yazısı ile anıyoruz.

Müzik Eğitimcileri Derneği (MÜZED) Merkez Yönetim Kurulu

Prof. Dr. Yıldıray Erdener’i yitirdik…

Zuckmayer’in öğrencisiydi, Gazi’den sonra Almanya ve Amerika’da eğitim gördü, uzun yıllar ABD üniversitelerinde ders verdi.

03 Mayıs 2021 – 20:33 – Güncelleme: 03 Mayıs 2021 – 20:46

Viyolonsel sanatçısı, Etnomüzikoloji ve Halk Bilimi uzmanı, Sanattan Yansımalar’ın köşe yazarlarından Prof. Dr. Yıldıray Erdener (1938-2021), geçirdiği ameliyattan sonra uzun süredir tedavisine devam edildiği İstanbul’daki evinde 3 Mayıs 2021 günü saat 14.15 sularında vefat etti.

Üç çocuk babası olan Erdener, Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümü’nden mezun olduktan sonra devlet bursuyla Almanya’da Freiburg’daki Müzik Yüksek Okulu’nda 6 yıl süreyle viyolonsel eğitimi gördü. 1969-1975 yılları arasında Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümü’nde öğretmenlik ve bir yıl Müzik Bölüm Başkanlığı yaptı. Prof. Eduard Zuckmeier (piyano), H. Hüseyin Akbulut ( keman) ve kendisinin viyolonsel sanatçısı olarak yer aldığı piyanolu üçlü ile konserler verdi. Prof. Zuckmeier’in ölümünden sonra Gazi Müzik Bölümü’ndeki dağılma sırasında, Amerika’ya giderek İndiana Üniversitesinde Etnomüzikoloji ve Halkbilimi dallarında lisansüstü(M.A) ve doktora (1987) öğrenimi yaptı , burada “The Anthropology of Music” kitabının  yazarı ünlü Alan Merriam’in öğrencisi oldu.

Bir yıl “Kaliforniya Berkeley” ve “Lowell MA” gibi üniversitelerde öğretim görevlisi olarak çalıştıktan sonra “Lawrence MA”eyaletinde bir araştırma projesini yönetti. 1993-2010 yılları arasında Austin’daki Teksas Ünversitesi’nde “Ortadoğu Folkloru”, “Orta Asya ve Türkiye’de Müzik Kültürü”, “Sibirya ve Orta Asya’da Şamanizm”, “Türk Dili ve Edebiyatı” gibi dersler verip 2010’da emekli oldu. Emeklilik döneminde Türkiye’ye dönerek İstanbul’da yaşamaya başladı. 2017’den itibaren Sanattan Yansımalar portalinde aralıklı olarak yazmaya başladı. 2020’de pankreas rahatsızlığı nedeniyle ameliyat edilen Yıldıray Erdener, bir süre hastanede kaldı, daha sonra evinde nekahat dönemini geçirmeye başladı ancak 3 Mayıs 2021 günü sonsuzluğa uçtu. SANATTAN YANSIMALAR, tüm yakınlarına ve sevenlerine sabırlar diler.

Erdener’in Saha Araştırma Projeleri:1997-2000 yılları arasında “Türk Kadın Aşıkların Aşık Olma Süreci ve Erkek Aşıklarla Olan İlişkileri”, 1982 “Fulbright Araştırma Bursu”yla bir yıl Kars’ta “Çobanoğlu Kahvehanesinde Aşık Karşılaşmaları ve Aşıklık Geleneği”, 1981 Haziran ayında Manitoba, Kanada’da “Pow-Wow Şarkı ve Ritüelleri”,1978 Güney Indiana Eyaletinde “Eski Alman Halk Türküleri Derlemesi”. 

Erdener’in kitapları:

 “Kars’ta Çobanoğlu Kahvehanesinde Aşık Karşılaşmaları; Aşıklık Geleneğinin Şamanizm ve Sufizmle olan Tarihsel Bağları” Yapı Kredi Yayınları (2017)

“The Song Contests of Turkish Minstrels” (Türk Aşıklarının Karşılaşmaları), Harvard University Milman Parry Collection of Oral History Series (1995).

 “Turkish Through Folksongs”,(Türkülerle Türkçe) İndiana Üniversitesi Turkish Studies Yayınları. 

“Fifty Nasreddin Hoca Stories”, (Elli Nasreddin Hoca Hikayesi) Dunwoody Press (2008).

“101 Idiomatic Expressions”, (101 Deyim) Dunwoody Press (2004).

“Müzik Formları” (Nurhan Cangal ile)(1976).

 “Sonat ve Sonat Formu” (Nurhan Cangal ile) (1972). 

Bazı Makaleleri:

“Murat Çobanoğlu’nun Aşık olma Sürecinde Görülen Şamanizm İzleri”, Folklor/Edebiyat (2004).

 “Saz Kopuzdan Türemiş Olamaz”, Folklor/Edebiyat, (2015).

 “Alevilik Şamanizm ile İslamın Yoğrulmasından Doğan ‘Anadolu Sufizmi’dir”Cumhuriyet Gazetesi, Herkese Bilim ve Teknoloji (2016).

 “Turkish Song Dueling”, Garland Dünya Müziği Ansiklopedisi, (2001). 

“The Initiatory Dream of Turkish Minstrels”,International Journal of Music in Turkey, (1997). 

“Turkish Minstrels in Song Dueling”,International Folklore Review, (1993).

 “Etnomüzikoloji Nedir?” Türk Kültürü Araştırmaları, (1993). 

“Çoksesli Müzikle Endüstrileşme Arasındaki İlişkiler”, Türk Folkloru Araştırmaları, 1988).

 “Interaction Processes of Turkish Minstrels”, Turkish Culture, (1987). 

“Baksı I” Türk Folklor Araştırmaları, (1978). 

“Baksı II” Türk Folklor Araştırmaları, (1978). 

“Halk Türküleri Koro İçin Çoksesli Hale Getirilmeli midir?” I. Uluslararası Folklor Kongresi Bildirileri (1977).

https://www.sanattanyansimalar.com/prof-dr-yildiray-erdener-i-yitirdik/5969/?fbclid=IwAR2qhMjK3VGgNGwCm_CVeSjf3xfw19LPWGywhQ2R8vLuH5J9HniAeUH9mrA

1 MAYIS EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ KUTLU OLSUN!

DEĞERLİ ÜYELERİMİZİN, DEĞERLİ DOSTLARIMIZIN, TÜM ÇALIŞANLARIMIZIN 1 MAYIS EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜNÜ KUTLARIZ.

MÜZİK EĞİTİMCİLERİ DERNEĞİ (MÜZED) GENEL MERKEZİ

MÜZED 22 YAŞINDA, KUTLU OLSUN!

Müzik Eğitimcileri Derneği (MÜZED) 5 Şubat 1999’da Ankara’da kuruldu. Cumhuriyetin 75. Yılını kutlama törenleri için Süreyya ÇAĞLAR yönetiminde aşağıdaki Beş bin kişilik koroyu hazırlayan yüzü aşkın müzik öğretmeni dernek kuruluşunda görev aldı.

Müzik Eğitimcileri Derneği’nin amacı: Üyelerinin mesleki, sanatsal, kültürel, ekonomik haklarını korumak, geliştirmek ve bu alanlarda dayanışmasını sağlamak; müzik eğitiminin gelişmesine, Atatürk’ün öngördüğü müzik devriminin tamamlanmasına ve ileri götürülmesine katkıda bulunmaktır.”

MÜZED’de birleşen müzik eğitimcileri ulusal ve uluslararası boyutta 22 yıldır kendi haklarını, müziği, sanatı, vatanı, Cumhuriyeti, Atatürk ilke ve devrimlerini savundu. Kazanımları yaşama geçirdi.

Sevgili Müzik Eğitimcisi,

       Cumhuriyet Dönemi müzik eğitimi birikiminin temsilcisi, yaşatıcısı, 22 yıllık meslek kuruluşun MÜZED’e henüz üye olamamış isen, sensiz bir eksiğiz. www.muzed.org.tr adresindeki internet sitemizi ziyaret ederek, üyelik formumuzu doldurup göndererek MÜZED Ailesine katılabilirsin.

       2020-2021 Eğitim Öğretim Yılının 2. yarısı ve MÜZED’in 22. yılı sevgili meslektaşlarımıza, öğrencilerimize, değerli velilerimize kutlu olsun. Başarı, esenlik dileklerimizle, saygılarımızla.

MÜZED GENEL MERKEZİ

ACI KAYBIMIZ: PROF. MUAMMER SUN’U KAYBETTİK BAŞIMIZ SAĞOLSUN

CUMHURİYETİN SEÇKİN MÜZİK ÖĞRETMENİ, BESTECİSİ VE AYDINI

PROF. MUAMMER SUN(*)

                Refik SAYDAM

15 Ekim 1932 Ankara doğumludur. Babası aslen Çubuk’lu olan Şevket Bey, annesi Ümmühan Hanım’dır. Şevket Bey, Muammer Sun henüz beş yaşındayken yaşamını yitirir. Okul çağına geldiğinde Anafartalar İlkokuluna başlar, bir yandan da üvey babası İsmail Ağa’nın aşçı dükkânına yardım eder. İlkokuldan sonra II. Sanat Enstitüsüne girer. Bir süre okuduktan sonra ara verir. Bu arada tesadüfen Askerî Mızıka Okuluna sınavlarına başvurur ve başarılı olarak okula kaydolur. Orada askerî müziklerin yanında müziğin diğer türleriyle de tanışır aynı zamanda kendi kendine müzikler yazmaya yönelir. O yıllarda çok sayıda sözlü ve sözsüz okul şarkısı, üflemeli çalgılar için oda müziği eserleri ve bando için iki uvertür yazar. Bestelediği Askerî Mızıka Okulu Marşı, okulun resmî marşı olarak kabul edilir.

                Muammer Sun kendi geleceğine ilişkin kararını besteci olma yönünde verince (bu kez tesadüfen değil kendi kararıyla) Ankara Devlet Konservatuvarına başvurur. Sınavda başarılı olur ve bir sınıf atlatılarak Konservatuvara kabul edilir. Konservatuvarda kompozisyona ilişkin bütün dersleri Ahmet Adnan Saygun’la çalışır; solfej, armoni, kontrpuan, form bilgisi, müzikal analiz alanlarında birebir Saygun’un öğrencisi olur. Ayrıca Muzaffer Sarısözen’le halk müziği, Ruşen Ferit Kam’la klâsik Türk Müziği, Mahmet Ragıp Gazimihal’le musıkî tarihi çalışır. Özel olarak da Kemal İlerici ile Türk musıkîsi makamları ve armonisi konularında çalışır.

                1960’ta sınıf atlayarak Konservatuvarı pekiyi dereceyle bitirir ve bitirdiği kuruma öğretmen olur. Öğretmenlik yaparken çok çalışır, çok da okur. Müzik eğitimci ve sanatçılarının yanında ressam, felsefeci, şair dostları vardır. Aynı zamanda kültür, müzik alanına ilişkin yazılar da yazmaya başlar. Bu yazıları 1969’da Ajans Türk Yayınları arasında “Türkiye’nin Kültür Müzik Tiyatro Sorunları” adıyla kitap olarak yayımlanır. Muammer Sun bu kitabında bir temel görüş geliştirir. Bu temel görüşe göre bizim insanlarımızın yüzyıllar, binyıllar boyunca geliştirdiği çok zengin bir Türk Kültürü vardır. O kültür dağarcığını bir yandan korurken bir yandan da o kaynağa dayalı kendimize özgü yeni eserler yaratarak insanlığın kültürüne katılmak gereklidir. Çağdaşlaşma ona göre hem insanlığın ortak kültürüne katılmak hem de katkıda bulunmaktır. Muammer Sun bu yaklaşımı: “Türk kalarak çağdaşlaşma” diye adlandırır.

1968’den itibaren Gazi Eğitim Enstitüsünde üç yıl öğretmenlik yapar. Muammer Sun’un “Çocuklar ve Gençler İçin Şarkı Demeti” kitabı 1968’de yayımlanır. Muammer Sun, şarkıların “sözlerini severek yazmış, müziklerini severek bestelemiş, her birinin içine yaşam birikimini ve sevgisini koymuştur.” Şarkılara yön veren bu sevgi; ülkemize, ülkemizin insanlarına, ülkemize, ülkemizin insanlarına, müziğe, müzik eğitimcilerine, çocuklara, gençlere, emeğe duyduğu derin sevgidir. Kitap okullarda, müzik öğretmenleri arasında yankı yaratır. Kitapta yer alan “Gel Bize Katıl Bize”, “Pazara Gidelim”, İnatçı İki Keçi”, “Emek Türküsü”, “Tembel Türküsü”, Ağaç Türküsü”, “Yedi Cüce” ve diğer şarkılar Türk okul müziğinin unutulmazları arasına girer. (Muammer Sun 2006’da kitabı yeniden yayımladığında daha sonradan yarattığı  “Mini Mini Kuş”, “Okula Başladık”, “Küçük Kardeş”, “Küçük Çalgıcılar”, “Bir Dünya Yaratalım”, Biz Atatürk Gençleriyiz”, “Mutluluk”, “Dağlardan” gibi çok sayıda şarkısını da eklemiştir.)

O yıllarda sevilen yüz halk ezgisinden, türküden hazırladığı “Kır Çiçekleri” kitabı da yayımlanmıştır.  Muammer Sun, halk havalarını güzel yurdumuzun yaylalarında, bayırlarında yetişen kır çiçeklerine benzetmiştir. Kitap büyük ilgi uyandırır, halk türküleri eğitim müziği dağarcığı içinde önemli bir ağırlık kazanır. 

Muammer Sun, bir yandan da Millî Eğitim Bakanlığında müzik eğitimiyle ilgili görevler alır.  O yıllarda Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümü öğretmenlerinden Saip Egüz, Erdoğan Okyay, Fehamettin Özgüç ve Nurhan Cangal ile birlikte ulusal müzik eğitimi üzerine kafa yorarlar. 1968 İlkokul Programında yer alan ve Türk müzik eğitiminde iz bırakan İlkokul Müzik Dersi Öğretim Programı bu çabaların ürünü olarak ortaya çıkar. Muammer Sun, o dönemde Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşarlığı görevinde bulunan değerli eğitimci Hüsnü Cırıtlı’yı hiç unutmamıştır. Atatürkçü, çağdaş düşünceli Hüsnü Cırıtlı müzik eğitimi alanındaki bu önemli çabaları destekler. 1968’de “Çocuk ve Gençlik Koroları Yönetmeliği”  hazırlanır. O yaz Gazi Eğitimde 40, Sinop Öğretmen Okulunda 140 öğretmene kurs düzenlenir. İzleyen iki yıl içinde Türkiye çapında 166 çocuk ve gençlik korosu kurulur. Kurulan bu korolar, 1970 yılında dönemin siyasal iktidarı tarafından ödenekleri kesilerek nedensiz biçimde kapatılmış olsa da sonraki yıllarda ülke genelinde yaygınlaşacak olan çocuk ve gençlik korolarının temeli atılmıştır.

Muammer Sun, 1969’da, sanat kurumlarının temsilcisi olarak TRT Yönetim Kurulu üyeliğine seçilir. Bu görevi sırasında TRT Ankara Radyosu Çoksesli Korosunu ve TRT Müzik Dairesini kurar. 1971’de Murat Katoğlu ile birlikte TRT Kültür Sanat Ödülleri Sistemini hazırlar bu arada Ankara Radyosunda öğretmenlik yapar.

Muammer Sun sonraki yıllarda İzmir ve İstanbul Devlet konservatuvarlarında, Ankara Üniversitesi SBF Basın Yayın Yüksekokulunda öğretmenlik yapar. 1967’de ve 1969’da TRT ve ODTÜ adına kendisinin de uzman derleyici olarak katıldığı folklor derlemeleri düzenler. Toplumsal konularda duyarlı bir aydın olarak Muammer Sun, öğretmenlerin örgütlenmesine destek verir. Kısa adı TÖS olan Türkiye Öğretmenler Sendikasında Yüksek Danışma Kurulu üyeliği yapar. 4-8 Eylül 1968’de Ankara’da SBF Salonunda toplanan “Devrimci Eğitim Şûrası”nda müzik ve kültür alanında bildiriler sunmuştur. Müzik eğitimcilerin MÜZED’te örgütlenmesine yakın destek verir; bestecilerin, müzikologların, okestra şefleri ve müzik yazarlarının BESOM’da örgütlenmesine önderlik eder.

Muammer Sun, Son resmî görevi Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Kompozisyon bölümü öğretim üyeliğinden Ekim 1999’da emekli olur. Emeklilik sürecinde de bir yandan unutulmaz yapıtlarını yaratırken diğer yandan müzik eğitimi yayıncılığı alanında çok önemli bir katkı sunarak 3 Eylül 2004’te Ankara’da eşi Sinemis Sun ile birlikte Sun Yayınevi’ni kurar. Eğitim müziği, müzikoloji ve biyografi kitaplarıyla yaprak notalar, çağdaş Türk müziği piyano yapıtları, orkestra partiturları ve CD’ler yayımlar. Özellikle yapımını TRT’nin üstlendiği Kurtuluş ve Cumhuriyet filmleri için yazdığı film müzikleri ülkede yankı yaratmış, çok sevilmiştir.

Ülkemizin yetiştirdiği çok değerli bir müzik eğitimcisi, besteci, yazar, yayıncı ve Cumhuriyet aydını olan ve kendisinden yeni yapıtlar beklediğimiz Prof. Muammer Sun’a eşi Sinemis Hanımla ve tüm sevdikleriyle birlikte sağlıklı uzun ömürler dileriz.

(*) Ulusal Eğitim Derneğince Prof. Muammer Sun için 25 Kasım 2017 günü Petrol İş Sendikası Ankara Şubesinde düzenlenen “Eğitim Onur Ödülü” töreninde yapılan konuşma metnidir. Metin, Öğretmen Dünyası Dergisinin Aralık 2017 tarihli 444. Sayısında yayımlanmıştır.

YAPITLARI

ORKESTRA ESERLERİ

• Yurt Renkleri (orkestra için süit)

• Elektra (Üfleme ve vurma çalgılar için sahne müziği)

• Demet (Yaylı çalgılar orkestrası için süit)

• Atlı Karınca (Küçük orkestra için on parçalık süit)

• Keman ve Orkestra için süit

• Soprano ve alto için altı türkü

• Hıdırellez (Orkestra için bir perdelik bale müziği)

• Sevginin Bedeli (Büyük orkestra için üç perdelik bale müziği)

• Ulusal Egemenlik Destanı (Orkestra ve koro için müzik)

• Çerkes Süiti (Bahar Şenliği senfonik orkestra için süit)

• Kurtuluş (Orkestra ve koro için süit)

• Cumhuriyet (Orkestra ve koro için süit)

• Mavi Büyü (Soprano-solo-tenor solo ve orkestra için şarkı)

• İzmir Rapsodisi (Senfonik Orkestra için rapsodi)

• Misket (Bariton ve orkestra için)

• Üç Destan (Müzikli anlatı, koro ve orkestra için müzik)

• Nazım Hikmet Destanı (Nazık Hikmet’in şiirleri üzerine koro ve orkestra için müzik)

• Delioğlan (Müzikal libretto)

KORO ESERLERİ

• Bozlak ve Türkü (Tenor solo ve koro için)

• Beş Halk Türküsü (Karma koro için çoksesli türküler)

• Sultan Gelin (Soprano solo ve koro için süit)

• Gençler İçin Altı Koro Parçası (Karma koro için özgün şarkılar)

• İki Sesli Ondört Türkü (Çocuk ve Gençlik Koroları İçin)

• Sevda Şarkıları (Karma koro için özgün şarkılar)

• Gelenekten Geleceğe (Solo ve karma koro için on halk türküsü)

• GAP Türküleri (Karma koro için üz halk türküsü)

• Yiğit İken Ölenlere (Yunus Emre’nin üç şiiri üzerine solo ve karma koro için özgün müzikler)

• Sevgiyi Söyleyen Dil Yunus Emre (Âşık Öksüz Mehmet’in şiiri üzerine karma koro için)

• Giden Gelmiyor (Karma koro için türkü)

• Ankara’nın Taşına Bak (Karma koro için Uğur Mumcu’nun anısına)

ODA MÜZİĞİ ESERLERİ

• Keman ve Piyano İçin Üç Parça (Türkü, şarkı, köçekçe)

• Viyolonsel ve Piyano İçin Üç Parça (Türkü, şarkı, horon)

• Yaylı Çalgılar Kuarteti

• Serpintiler (Üfleme çalgılar kenteti için)

• Söyleşi (Solo keman için müzik)

• Bozlak ve Türkü (Tenor ve Piyano için)

• İki Şarkı (Mezzo soprano ve piyano için)

• Çek Şarabı (Söz Ömer Hayyam- A. Kadir)

• Sevdikçe Yaşıyorum (Bariton ve piyano için)

• Yum Gözlerini Gör Beni (Bariton ve Piyano İçin (Sözler: Sinemis Sun)

PİYANO ESERLERİ

• Yurt Renkleri (Birinci Defter, piyano için süit)

• Yurt Renkleri (İkinci Defter, piyano için üç parça)

• Yurt Renkleri (Üçüncü Defter, piyano için süit)

• Yurt Renkleri (Dördüncü Defter, piyano için süit)

• Yaprak Notalar

BANDO VE ARMONİ MIZIKASI İÇİN MÜZİKLER

• Askerî Mızıka Okulu Marşı (Ses ve bando için)

• Muhabere Okulu Marşı (Ses ve bando için)

• Ağaç Türküsü (Ses ve bando için marş)

• Malazgirt Marşı (Ses ve bando için marş)

• Türk Silahlı Kuvvetleri Marşı (Ses ve armoni mızıkası için marş)

• İzmir Şenliği (Armoni mızıkası içinşenlik müziği)

• Biz Atatürk Gençleriyiz (Ses ve armoni mızıkası için marş)

TİYATRO MÜZİKLERİ

• Elektra (Üfleme ve vurma çalgılar için tiyatro müziği)

• Sofokles’in Oyunu Üzerine

• Sultan Gelin (Solo ve Karma Koro için müzik)

• Yedi Köyün Yargıcı (Solo – koro ve küçük orkestra için müzik)

• Demet ile Memet (Solo koro ve piyano için)

• Oynamak İstiyorum (Solo koro ve piyano için)

• Yaşasın Gökkuşağı (Solo koro ve orkestra için)

• Ben Mimar Sinan (Orkestra için)

MÜZİKLİ RADYO ÇOCUK OYUNLARI

• Solo koro orkestra ve çocuk korosu için müzikler (1. Yeşil Ülke 2. Ülkü İle Ülker 3. Prenses Senora 4. Göl Kızı Günsun 5. Çizmeli Kedi 6. Yıldız Çocuk 7. Ayrık Parmak Hastalığı 8. Sihirli Körük 9. Masal’a Övgü 10. Kendin Seç Dağı)

EĞİTİM MÜZİĞİ ESERLERİ

Yüzden çok piyano eşlikli okul şarkısı, marş, türkü, kanon, çoksesli koro eseri

YAYIMLANMIŞ KİTAPLARI

• Türkiye’nin Kültür – Müzik – Tiyatro Sorunları

• Türk Kalarak Çağdaşlaşmak (M. Katoğlu ile)

• Solfej 1

• Solfej 2

• Çocuklar ve Gençler için Şarkı Demeti

• Kır Çiçekleri

• Elli Yılın En Güzel Okul Şarkıları (llteriş Sun ile)

• Çoksesli Türküler

• Temel Müzik Eğitimi 1

• Temel Müzik Eğitimi 6

• Tonal Diziler ve Kadanslar

• Türk Müziği Makam Dizileri

• Koro Dağarcığı

• Okul Öncesi Eğitimde Müzik

• Okul Öncesi Eğitimde Oyun. (H.S.ile) …

• Ayrıca, eğitim müziği alanında, çocuklar ve gençler için bestelenmiş 100’den çok piyano eşlikli şarkı / türkü / marş…

ÖDÜLLERİ

• 1966- TRT Orkestra Eserleri Yapıtı Yarışması Birincilik Ödülü

• 1985- Enka Gençlik Şarkısı Yarışması Üçüncülük ve Mansiyon

• 1985 – SCA Müzik Vakfı Gençlik Şarkısı Yarışması Birincilik ve Üçüncülük Ödülü

• 1985 ve 1991 – TBMM Çocuk Şarkı Yarışması Birincilik Ödülü

• 1992 Anadolu Folklor Vakfı Türk Halk Kültürüne izmet Ödülü

• 1997 Polifonik Korolar Derneği Polifonik Koro Müziğine Hizmet Ödülü

• 2000– ENKA Vakfı Bilim ve Sanat Ödülü

• 2002– Karaman Türk Dili Ödülleri Eğitim Müziği Ödülü

• 2004 – MÜZED Müzik Eğitimine Hizmet Ödülü

• Hacettepe Üniversitesi 2006_2007 Akademik Yılı Sanat Ödülü

• 2009 – İTÜ MİAM Onur Ödülü

• 2009 – Dünya Kitle İletişim Araştırma Vakfı Özel Ödülü

• 2009 – Pamukkale Üniversitesi Onur Nişanı

• 2009 – Prof. Dr. Türkan Saylan Onur Ödülü

• 2010 – TROYA Kültür Sanat Ödülleri Çağdaş Halk Müziği Ödülü

• 2010 – Sevda – Cenap And Müzik Vakfı Vakıf Onur Ödülü Altın Madalyası

• 2011 – İstanbul Kültür Sanat Vakfı Onur Ödülü

• 2015 -8. Uluslararası Fethiye Festivali Yaşam Boyu Onur Ödülü

• 2017 -Andante Dergisi Klasik Müzik Ödülleri Yaşam Boyu Başarı Ödülü

• 2017 -Ulusal Eğitim Derneği Eğitim Onur Ödülü

Prof. Muammer Sun:

“BİZİM SORUNUMUZ HÂLÂ TÜRK KALARAK ÇAĞDAŞLAŞMA SORUNUDUR”

Röportaj: Refik SAYDAM(*)

            – Köy kökenli bir genç olarak 1940’lı yıllarda sizi müziğe yönelten etkenler nelerdi?

            – Annem, babam Çubuk kazasının Yenice köyünden Ankara’ya gelmişler, Doğanbey Mahallesine yerleşmişler. Ben orada doğmuşum. Daha sonra babam ben beş yaşındayken öldü. Annem üvey babamla evlendi. Onun aşçı dükkânı vardı. Orada dükkâna yardım ederek bir yandan da okumaya çalışıyordum. İlkokuldan sonra II. Sanat Okuluna gittim. Bir süre ara verdim. Sonra tesadüfen Askerî Mızıka Okuluna girdim. Tamamen tesadüf. Yani müzik yeteneğimin ortaya çıkacağı ortam yoktu. Askerî Mızıka Okulunda kendi kendime başka parçaları görerek onlar gibi ben de yazmaya çalıştım. Mızıka Okulunda beş yıl beş ay yirmi iki gün okudum. O sırada 150’den fazla tek sesli okul şarkısı yazdım(sözlü ve sözsüz). Bando için 2 uvertür yazdım. Askerî Mızıka Okulunun marşını besteledim. O Marş hâlâ resmen kabul edilmiş Askerî Mızıka Okulu marşıdır. Oda müziği parçaları yazdım, üflemeli çalgılar için. Sonra besteci olmaya karar verdim. Ankara Devlet Konservatuvarına başvurdum. Saygun, Akses, Erkin, Fuat Türkay gibi hocaların yaptığı sınavda Mithat Fenmen piyanonun başındaydı. Beni iyi buldular, bir sınıf atlatarak Konservatuvara aldılar. Adnan Saygun’un öğrencisi oldum. Orada Muzaffer Sarısözen’le halk müziği, Ruşen Ferit Kam’la klâsik Türk müziği, Mahmut Ragıp Gazimihal’le musiki tarihi çalıştım. Kompozisyona ilişkin bütün dersleri Adnan Saygun’la çalıştım. Yani birebir solfej, armoni, kontrpuan ve form bilgisiyle müzikal analizi Saygun’la çalıştım. 1960 yılında sınıf atlayarak bitirdim orayı.

Bu köy kökenli olmak bana yol gösterdi. Benim gibi kabiliyeti ortaya çıkmamış pek çok çocuk vardı. Onlar da imkân bulurlarsa çok iyi müzisyenler olurlar, hem ulusun cevherleri işlenmiş olur hem de uluslararası alana katkıda bulunabilirler çocuklarımız diye düşündüm. Türkiye’nin müzik sorunlarının çözümüne ilişkin görüşler geliştirdim.

– Bu süreç içinde görüşleriniz olgunlaştı. 1960’lı yıllardan itibaren görüşlerinizi ortaya koydunuz. Görüşlerinizin özünü oluşturan bir düşünceniz var: “Türk kalarak çağdaşlaşmak.”  Bunu biraz açar mısınız?

İNSANLIĞIN ORTAK KÜLTÜRÜNE KATILMAK VE KATKIDA BULUNMAK

– 1961’den itibaren ben görüşlerimi yazmaya başladım. 1960’ta mezun olduğum Konservatuvara hoca oldum ve yazı yazmaya başladım. Bir yandan müzik, bir yandan yazı. Tabi amacım, Türk insanının yeteneğini ortaya çıkarmak, onları besteci ve icracı olarak, öğretmen olarak, yapımcı olarak hazırlayacak bir ortam yaratmaya çalışarak bir yandan da hem Türk bestecilerinin yaptığı eserleri hem de insanlığın şimdiye kadar yaratmış olduğu müzik eserlerini Türk halkına sunmak amacını güdüyordu görüşlerim. Türk kalarak çağdaşlaşmak da bu çalışmalar sırasında vardığım bir sonuç oldu. Tabi şunu belirtmek lâzım. Genellikle bizde hep sonuçlar üzerinde durulur. O sonucu getiren hazırlıklardan da bahsetmek lâzım. Çok çalıştım, çok okudum. Ressam, felsefeci, şair birçok arkadaşım vardı. Onlardan da çok şey öğrendim. Herhalde onlar da karşılıklı olarak birtakım şeyler almışlardır. Yani bir çeşit Ankara’nın ve Türkiye’nin entelektüel birikimini edinmeye çalıştım. Çok çalışarak bir yandan da o edindiğim şeyleri Türk insanına duyurmak istedim. Bu amaçla yazı yazdım. Sorunları çözmek için.

Türk kalarak çağdaşlaşmak konusu ise şöyle geldi. Türkiye’nin Kültür Müzik Tiyatro Sorunları isimli kitabım var. Onun önünde ve Orkestra Dergisinde yayımlanan bir yazı vardı “Temel Görüş” diye. Orada bir karikatürden bahsediyorum. Karikatür şöyle: Havaalanına giden yolda reklâm tabelâları var. Bir reklâm tabelâsı: “Air France ile uçunuz, Fransız Hava Yolları”; bir reklâm tabelâsı: “Lufthansa ile uçunuz, Alman Hava Yolları”. Bir reklâm tabelâsı daha var: PANAM ile uçunuz, Amerikan Hava Yolları”. En sonda bizim Türk Hava Yollarının tabelâsı var: PANAM ile Lufthansa ile Air France ile uçunuz.” İmza: Türk Hava Yolları… Yani biz yabancıların reklâmını yapmak, propagandasını yapmak konumunda değiliz. Biz kendimiz bir şey yaratmak zorundayız. Yarattığımız şey de onlarda olmayan bir şey olmalı. O da ancak kendi özümüzde var. Yani insanlarımızın yüzyıllar, binyıllar boyunca geliştirdiği bir kültür var: Türk kültürü. Hem halk kültürü yanıyla hem de Osmanlı kültürü yanıyla çok zengin bir kültür dağarcığımız var. O kültür dağarcığını bir yandan koruyalım bir yandan da o kaynağa dayanan yeni eserler verelim ki, insanlığın kültürüne katılalım. Çok önemli iki şey bu. Birisi insanlığın ortak kültürüne katılmak, birisi de insanlığın ortak kültürüne katkıda bulunmak. Bu iki şey bize hem insanlığın ortak kültürünü benimsemeyi hem de insanlığın ortak kültürüne kendimize özgü bir şeyler katmayı zorunlu kılıyor.

Bunun gerekliliğini düşünmek için bir örnek vereyim. Meselâ İtalya’da İtalyan kültürü olmasa, yani bugün musikisiyle, edebiyatıyla, düşüncesiyle vs. her şeyiyle İtalyan kültürünü bir an için yok farzetsek, insanlığın kültürü çok şey kaybetmiş olurdu. Bu anlamda bir Türk kültürü, yani kendi köklerimizden kaynaklanan ve Türk ulusunu temsil eden uluslararası geçerlilikte olan bir Türk kültürü hem bizi var kıldıracak bir ögedir. Bu anlamda çağdaşlaşmayı hem insanlığın kültürüne katılmak hem de katkıda bulunmak anlamında yorumluyorum. Bizim sorunumuz hâlâ Türk kalarak çağdaşlaşma sorunudur. Bunu da, “Peki şimdi etnik azınlıklar ne olacak?”  sorusuna getirmeyelim. Çünkü ben Türkiye’de bulunan bütün insanları Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olarak ve Türk olarak kabul ediyorum. Atatürk’ün görüşü, “Ne mutlu Türk’üm diyene!”. O anlamda ırksal, etnik köken söz konusu olmadan Türkiye insanını kastediyorum bu Türk kalarak çağdaşlaşmak düşüncesiyle. Bu anlamda da Kürt müziği, Çerkez müziği, Lâz müziği vs. hepsi bizim müziğimizdir ve Türk müziği de onların müziğidir. Nasıl ki Mozart bizim müziğizdir, Bach, Haendel, Debussy bizim müziğimizdir. Aynı zamanda bu anlamda bir bütünleyici iş düşünüyorum. Bunun için meselâ Kürt havalarını da içeren “Demet” diye bir orkestra (yaylı çalgılar orkestrası) eseri yazdım. İçinde Lorke var, Kürt halayı var. Başımıza dertler geldi zamanında. Ama artık inşallah gelmez. Sonra eşim Sinemis Hanım Çerkez. Onun için bir Çerkez Süiti besteledim. Meselâ bunların hepsi bizim müziğimiz oldu ve onların müziği. Yani bu anlamda nasıl ekmeği paylaşıyorsak, başka paylaştığımız pek çok değer varsa, musikiyi de paylaşıyoruz. O zaman ulusal sınırlar içerisinde ulusal bir topluluk oluştururuz ve bu halimizle de bütün insanlığın kültürüne bize özgü değerli şeyleri katabiliriz diye düşünüyorum.

MÜZİK İNSANI FORME EDEN TEMEL ÖGELERDEN BİRİDİR

– İsterseniz eğitim sorununa gelelim. Bu projenizi yaşama geçirme konusunda müzik eğitimcilerine neler önerirsiniz? Bu bağlamda sanat kurumlarımıza, yetkililere ne gibi görevler düşüyor? Eğitim sistemimizde ne gibi düzenlemeler yapılmalıdır?

– Bu konuda pek çok şey yazdım. Ama sizin sorunuz bir kez daha onları anımsamamıza yarayacak sanıyorum. Bir kere müzik eğitimi diye düşündüğümüz zaman, müzik eğitiminin malzemesi okul şarkıları, marşlar ve çalgı müzikleridir. Bunları yapacak bestecilere ihtiyacımız vardır. Ve bunların başarılı, bütün eğitim camiasında benimsenebilecek müziklerinin olmasına ihtiyacımız vardır. İkincisi, bunların yayımlanmasına ihtiyacımız var.  Üçüncüsü, müzik öğretmenlerinin bu anlayışla yani bize özgü bir eğitim sistemini geliştirmek amacıyla yetiştirilmelerine ihtiyacımız var. Ve okullarda da Millî Eğitim Bakanlığının tepesinden başlayarak aşağıya kadar müziğin öneminin bilinçle kavranmasına ihtiyaç var. Müzik, sadece geçiştirilmesi gereken 40-50 dakikalık bir ders değildir. İnsanı forme eden temel ögelerden bir tanesidir. Yani insanın maddî ve manevî biçimlenişinde, zekâ gelişmesinde ve duygusal gelişiminde en önde gelen etkenlerden biridir. Ta eski Yunan’da filozof Eflatun, eğitimi iki temele dayandırır biliyorsunuz: Birisi müzik eğitimi, birisi beden eğitimi. Müzik eğitiminin içerisinde müzikten başka bilgiler de var ama müzik eğitimi çok önemli. Hatta makamları tasnif etmişler; kimisi ona göre iyidir, kimisi kötüdür. Ayrıntıya girmiyorum. Yani müzik çok önemsenmiş bir şey. Milâttan önce beşyüzüncü yıldan beri. Öbür taraftan  Çin’de Konfüçyüs, müziği devlet düzeninin temeli yapmıştır. Onun da müzik hakkında “Büyük Bilgi” diye bir kitabı Türkçe’ye çevrilmiştir.

Yani MÖ 500. yıldan beri müziğin önemi birçok toplum tarafından anlaşılmış ve gereken yapılmıştır. Bizim de başta siyasîlerimiz ve yöneticilerimiz olmak üzere müziğin insan eğitiminde önemini kavramalarına  ihtiyacımız vardır. Tabi bundan önce ve bununla birlikte müzik öğretmenlerinin de bunu kavramalarına ihtiyaç vardır. Meselâ eğitim kurumları dediniz. Hemen müzik öğretmeni yetiştiren kurumlara gelelim. O kurumlar bence doğru programla ders yapmıyorlar. Yani müzik öğretmeni doğru bir yönlendirmeyle yetiştirilmiyor. Niçin derseniz, eğitim programını hazırlarken, eğitim programının hedeflerinin iyi belirlenmesine gerek vardır. Meselâ Harp Okulu, subay yetiştiren bir kurumdur. Bütün programları, tespit ettiği bir insan tipine göre yani subay tipine göre eğitim yapmaya yöneliktir. Yahut şu sıralarda tartışma konusu olan İmam Hatip okulları yahut İlâhiyat fakülteleri farklı kurumlardır ve onların da kendi amaçlarına göre programları vardır. Şimdi bunların hepsi de bir tipolojiye göre hazırlanır. Biz, müzik öğretmeni yetiştiriyoruz derken şu soruyu sormalıyız önce: “Türkiye’nin nasıl bir müzik öğretmenine ihtiyacı var?” Bu sorunun cevabını iyi aramalıyız. Bunu tartışmalıyız önce. Ondan sonra bu insanı yetiştirecek programı yapmalıyız. Örneğin müzik öğretmenine kontrbas, viyolonsel, klarnet, flüt niye gerekli? Müzik öğretmeni bunları kullanarak ders yapabilecek mi? Klarnetle nasıl ders yapar? Yani müzik öğretmeni derste ne yapacak? Onu iyi tespit etmeliyiz. Ve program buna göre olmalı. Tabi, nasıl bir fikrî hazırlığa ihtiyacımız var? Onu da göz önüne almalıyız. Tartışma konusu uzun. Ayrıntılar üzerinde de tartışılabilir. Ama ana soru şu: Türk çocuğunun nasıl bir müzik öğretmenine ihtiyacı var? O türlü bir müzik eğitimi gerçekleştirebilecek müzik öğretmeni nasıl, hangi niteliklere sahip olmalıdır? Bu sorunun cevabını bulabildiğimiz ölçüde doğru bir program yapabiliriz. O tip insanı yetiştirmek üzere bir program felsefesine sahip olmak ve bunu tartışarak hayata geçirmek lâzım. Ancak o zaman Türkiye’de kendimize özgü bir müzik eğitimi sistemi kurabiliriz. Sanıyorum ki bugünkü programlara göre, “Nasıl bir müzik öğretmeni yetiştirelim?” sorusu ciddiyetle sorulmuyor ve bu sorunun yanıtları ciddiyetle aranmıyor. Asıl soru bu bence: Nasıl bir müzik öğretmeni yetiştirmeliyiz? Program ona göre yapılmalı.

BİR TOPLUMU VAR EDEN ŞEY ESERDİR

Öteki konulara gelince, meselâ senfoni orkestralarımız var. Operalarımız var. Onlar da yabancı eser ağırlıklı programlara sahipler. Bu, bizim insanlık kültürüne katılmamız için gerekli. Yani Mozart, Beethoven, Stravinsky, Debussy, Ravel hepsi çalınsın. Çalınmazsa olmaz. Fakat bu arada Türk eserleri de çalınsın. Hem bizim beşler değimiz; Saygun, Erkin, Akses, Alnar, Rey, bunlar; hem bundan sonraki kuşaklar, Usmanbaş, Bülent Arel, Nevit Kodallı, Kemal İlerici vb. Ve ondan sonda gelen bizim kuşak var: Kemal Sünder(Rahmetli oldu.), Yalçın Tura, benim eserlerim, İlhan Baran ve başka arkadaşların eserleri. Bir de gençler var, Turgay Erdener’in bulunduğu grup var. Bir de daha yeni yetişenler var: İstanbul’da Hasan Uçarsu ve arkadaşları, Ankara’da Yiğit Aydın ve arkadaşları. Yani hepsini sayamıyorum şimdi. Bunların da eserlerinin daha sık çalınması lâzım. Bunu yapmıyoruz. Bu ne demek olacak? Bu bizim katkımızı gösterecek Yani bizi var edecek olan şey eserdir. Bir toplumu var eden şey eserdir. Sadece reklâm tabelasında olduğu gibi yabancı ülkelerin reklâmını yapmak değil. Biz de varız demek için bizim eserlerimizin ortaya çıkması lâzım. Bu eser besteleniyor ama halka duyurulmuyor. O zaman ne yapacaksınız? Yok sayılır. Tabi, tamamen yok değil de… Bir gün biri çalacak elbette bunları. Daha çok halka duyurmaları lâzım senfoni orkestralarımızın konserlerinde, orkestralarımızın, operalarımızın, balelerimizin Türk eserlerine öncelik vermesi lâzım diye düşünüyorum. Meselâ her konserde üç eser varsa birisi Türk eseri olabilir. 200 küsür orkestra eserimiz var, 400 küsür piyano eserimiz var, 600 küsür  koro eserimiz var.

 Bunlar var da icra edilmediği, ulaştırılmadığı için yok gibi görülüyor. Bunların CD’leri yapılmalı elbette. Kültür Bakanlığına düşen en önemli işlerden biri de bu. Türkiye’nin tanıtımı söz konusu ise CD bunun için çok önemli bir vasıta. Ve bizim eserlerimiz de bütün dünyada çalınabilecek değerde eserler. Adnan Saygun’un telif haklarını, eserlerinin basım ve yayım haklarını Ferlag diye bir Alman müzik kuruluşu almış. Zaman zaman internete giriyorum. Orada konser takvimi var. Adnan Saygun’un bu yıl dört yerde eseri çalınıyor. Avustralya, Amerika, Avrupa, oralarda. Yani adamların eline geçtiği zaman tanıtıyorlar ve bir de bunu devlet desteklemiyor. Şef seçiyor, orkestra seçiyor ve çalınıyor. Yani bu değerde eserlerimiz var. Usmanbaş’ın, Ulvi Cemal Erkin’in, benzeri kişilerin pek çok eseri var. Bütün dünyada geçerli olan, bizim çağdaş arkadaşlarımızın da benim de eserlerimiz yurt dışında çalınabilecek düzeyde ve çalınıyor. Onu niye Türkiye’de yeterli çalmıyoruz? Orkestralarımızın işi sadece yabancı eserleri(ki onlar da bizim sayılır) hep birlikte halka sunmak mı? Ama Türk eserlerini de sunmak lâzım. Aynı şekilde radyoların, televizyonların da buna öncelik vermesi lâzım. Bunları yıllardan beri söylüyoruz da yavaş yavaş yaygınlaşacak herhalde. Biz söyleyeceğiz, siz söyleyeceksiniz, bir çoğunluk oluşturacağız, etkimiz olacak bu ortamda ilgililer üzerinde. Ve onlar da inşallah akılları başlarına gelirse uygulayacaklar bunu.

– Sorun da burada düğümleniyor. Ulus olarak öncelikle kendimize güvenmeliyiz ve kendi bestecilerimizin yaptıklarına inanmalıyız. Atatürk’ün; “Türk öğün, çalış, güven!”  sözünde olduğu gibi. Öğretmen yetiştirmeden ve amaçlardan söz ettik. Bir kaynak çeşitliliği var. Millî Eğitim Bakanlığı Tebliğler Dergisinde öğretmen olarak atanacaklara ilişkin açıklamalarda en geniş kaynağın müzik öğretmenliği dalında olduğu görülüyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

– Ne demek en geniş kaynak?

– Bu konuda Müzik Öğretmenliği bölümleri var, Devlet konservatuvarlarının,Türk Müziği konservatuvarlarının, Güzel Sanatlar fakültelerinin çeşitli bölümleri  var Size göre müzik öğretmenliğinin kaynağı ne olmalı, müzik öğretmenleri hangi kaynaktan yetişmelidir?

BİR ULUS KENDİ MÜZİĞİNİ YOK SAYARAK MÜZİK EĞİTİMİ YAPAMAZ

– Müzik öğretmeni, demin söylediğimiz eğer doğruysa(ki ben doğru olduğuna inanıyorum) “Türkiye’nin nasıl bir müzik öğretmenine ihtiyacı var?” sorusunun yanıtı bulunacak, program buna göre yapılacak. Üniversiteler arasında ufak tefek farklılıklar olabilir. Ama asıl soru bu; “Nasıl bir müzik öğretmeni?” ve onun cevabı. Cevapta farklılıklar olabilir. Ama hareketimiz bu soruyu karşılamaya yönelik hangi kurum varsa kaynak da o kurum ya da kurumlar  olmalı. Şu, bu demiyorum.

Burada hemen bir şeyi belirtmeliyim. Geçmişte sadece Gazi Eğitim Enstitüsü vardı. Ve bu, 35-40 öğrenciyle. Büyük eğitimci Eduard Zuckmayer zamanında yani Türkiye’nin ihtiyacı gözetilmeden. Sayısal açıdan ve müziksel açıdan da gözetilmedi demek zorundayım. Çünkü müzik öğretmenleri sadece batılı müzik eğitimiyle yetiştiriliyorlardı. Meselâ Türk müziğine ait hiçbir şey bilmiyorlardı. Nerede görülmüştür bir ulus kendi müziğini yok sayarak müzik eğitimi yapsın? Bu mümkün değil. Bunun sonucunda ne olur? Müzik öğretmeniyle ve müzik eğitimiyle halk arasında kopukluk olur. İletişim kurulamaz.

Hem sayısal açıdan hem de felsefe yanlışlığı dolayısıyla Gazi Eğitim yetersiz kalıyordu tek başına. Sonra 1968’de ben oraya girdim. Gazi’de de görev aldım üç yıl. O dönemde rahmetli Saip Egüz, ben, Erdoğan Okyay, Rahmetli Fahamettin Özgüç, Nurhan Cangal, biz hepimiz bir grup oluşturduk. Ulusal müzik eğitimi üzerine düşündük. 1968 Programını hazırladık birlikte ve yeni bir eğitim sistemi olarak onu uygulamaya çalıştık. Tabi bu her şeyden önce repertuarı gerektiriyordu. O sırada bir de çok iyi müsteşarımız vardı: Hüsnü Cırıtlı. Ben de onun yardımcısıydım. Ona söyledik, o da destekledi. “Çocuk ve Gençlik Koroları Yönetmeliği” hazırladık 1968’de. Yönetmelik yürürlüğe girdi. 1968 yazında Gazi’de 40 öğretmene kurs yaptık. Sinop Öğretmen Okulunda 140 öğretmene kurs yaptık. Türkiye’de bu iki yılda 166 tane çocuk ve gençlik korosu kuruldu. Sonra AP İktidarı döneminde sebepsiz bir şekilde çocuk koroları kapatıldı. Yazık oldu. Şimdi bir süre önce Kültür Bakanlığında Hasan Hüseyin Akbulut başkanlığında bir grup tekrar Kültür Bakanlığına bağlı çocuk koroları kurmaya çalıştılar. Galiba 20- 30 tane oldu. Sanıyorum şu sırada onların da çalışmaları durdurulmuş diye duydum. İnşallah durdurulmamıştır. Yani ne isterler bu çocukların müzik yapmasından? Bunu anlamak mümkün değil. Tabi bu bir şeyi getirecektir. Müzikle ilgilenen çocuklar farklı olacaktır. Bu farklılığı da istemediklerini sanmıyorum. Ama nedendir? Katiyen düşünemiyorum. Bu çocukların iyiliğine olan bir şeydir.

Bu arada müzik öğretmenleri ve program için söyleyeyim, meselâ 94’te çıktı galiba son program değil mi?

– İlköğretim Kurumları Müzik Dersi Öğretim Programı 1994’te yayımlandı.

MÜZİK ÖĞRETMENİ OLMAK KAHRAMANLIKTIR

– Meselâ o kadar teorik, o kadar şekilci ki bunun uygulanması hemen hemen mümkün değil. Maalesef kitaplar da başarılı değil. 3-4 ayrı yazarın kitaplarını biliyorum ben. Bütün sınıfları inceledim. Müzik öğretmeni ne yapsın? Hem yetişmesinde eksiklikler var, Türkiye’nin ihtiyacına göre bir müzik öğretmeni olarak yetiştirilmesinde eksiklikler var. Hem elinde materyal yok. Hem de Talim Terbiye bir ara karar çıkarmıştı; ders kitabı olan bir alanda yardımcı ders kitabı aldırmayacaksınız çocuklara diye. Meselâ Talim Terbiyenin bu kararı da bir yanlış karardır. Müzik öğretmenliği yine de ayakta kalabiliyorsa, müzik öğretmenlerinin hepsinin birer kahraman olmasındandır. Herhalde şartlar çok olumsuz. 40 dakikalık ders, yetişmede eksiklikler var, kitaplar iyi değil, yan eğitim iyi değil, müzim öğretmenini yönlendirecek kitaplar yok. Yani burada müzik öğretmeni olmak gerçekten kahramanlık. Kutluyorum müzik öğretmenlerini.

– Teşekkür ederiz. Son olarak şunu soracağım. Prof. Muammer Sun, müzik çalışmaları yönünden şimdi neler yapıyor?

– Muammer Sun hep çalışmıştır hayatında. Şimdi de çalışıyor.Son İzmir Rapsodisinden sonra Delioğlan diye bir müzikal yazdık. Turgut Özakman sözlerini yazdı, Ben müziğini besteledim. 24 Şubatta İzmir Operasınca sahneye konulmaya başlandı. Muhtemelen önümüzdeki yıl da oynanacak. Ondan sonra İstanbul Festivalinin açılışında çalınan karım için yazdığım “Çerkez Süiti” adlı bir eserim vardı. Onu düzelterek son şeklini verdim. Şu anda yeni bir esen üzerinde çalışıyorum.

GÜÇ BİRLİKTEN DOĞAR

– Çok teşekkür ediyoruz. Bu çalışmalarınızın hep devamını diliyoruz.Müzik eğitimcileri olarak sizin bu çalışmalarınızla gurur duyuyoruz, övünç duyuyoruz ve örnek alıyoruz.

– Çok teşekkür ederim ben de müzik öğretmenlerine. Kahraman arkadaşlarıma sevgilerimi yolluyorum, başarılar diliyorum. Bu arada hemen söyleyeyim ki MÜZED Müzik Eğitimcileri Derneğinin kurulmasını büyük bir övgüyle karşılıyorum. Müzik öğretmenleri ne kadar birlik olurlarsa sesleri o kadar gür çıkar, düşüncelerini o kadar geliştirebilirler. Siyasî iktidar ve Millî Eğitim Bakanlığı üzerinde daha etkili olabilirler. Güç birlikten doğar. Birlik olun değerli müzik öğretmeni arkadaşlarım. Başarılar diliyorum size.

– Çok teşekkür ederiz.

(*) Bu Röportaj, Müzik Eğitimcileri Derneği (MÜZED) tarafından Ankara’da Gazi Üniversitesi Gazi Konser Salonunda 12.06.2004 günü Prof. Muammer Sun için düzenlenen “Müzik Eğitimine Hizmet Ödülü” töreninde sunulmuş ve MÜZED Dergisinin Sonbahar 2004 tarihli 10. sayısında yayımlanmıştır

HOŞGELDİN 2021! Yeni yılınız kutlu olsun…

2021’de Koronavirüs salgın tehlikesini ortadan kaldıracağımız, yüzyüze eğitimi ve sanatsal etkinlikleri gerçekleştirebileceğimiz, atama bekleyen arkadaşlarımızın görev yerlerinde olacağı umudu, inancıyla tüm üyelerimizin, dostlarımızın ve ulusumuzun yeni yılını kutlarız.

MÜZİK EĞİTİMCİLERİ DERNEĞİ (MÜZED) GENEL MERKEZİ