Müzik Eğitimcileri Derneği (MÜZED) Genel Merkezi Meşrutiyet Caddesi Hatay Sokak No: 5/ 10 Kızılay- ANKARA
(312) 419 03 98 bilgi@muzed.org.tr

MÜZİK EĞİTİMCİLERİ DERNEĞİ (MÜZED) BASIN DUYURUSU: MÜZED’İN DİLEKÇESİNE MEB ORTAÖĞRETİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜNDEN YANIT GELDİ

29.08.2020

• T. C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ORTAÖĞRETİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ:

“2020-2021 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILINDA UYGULANACAK OLAN HAFTALIK DERS ÇİZELGELERİNDE  BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR, GÖRSEL SANATLAR, MÜZİK DERSLERİ, ORTAK/ZORUNLU DERS OLARAK HAFTADA 2’ŞER SAAT OLARAK YER ALMAKTADIR”

• 31 AĞUSTOS 2020 GÜNÜ BAŞLAYACAK OLAN 2019-2020 EĞİTİM ÖĞRETİM YILININ İKİNCİ DÖNEMİNE AİT EKSİK KONU VE KAZANIMLARA YÖNELİK ‘EĞİTİM PROGRAMI’ UYGULAMASININ ‘KRİTİK KONU VE KAZANIMLAR’I ARASINDA MÜZİK, GÖRSEL SANATLAR, BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR DERSLERİNİN ADI GEÇMEDİ

• ANCAK MEB ORTAÖĞRETİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜNCE YAYIMLANAN 28.08.2020 TARİH VE 83203306-10.03-E.11503308 SAYILI, “ÇALIŞMA PLANI” KONULU GENELGEDE “BEDEN

EĞİTİMİ, GÖRSEL SANATLAR VE MÜZİK DERSLERİNE İLİŞKİN İLGİ (A) GENELGE’DE İFADE

EDİLEN “EĞİTİM PROGRAMI” YERİNE, ÖĞRENCİLERİN BULUNDUKLARI SINIF DÜZEYLERİNE AİT ÖĞRETİM PROGRAMLARI UYGULANACAK OLUP SÖZ KONUSU ALAN ZÜMRE ÖĞRETMENLERİNCE BELİRLENECEK KONU VE KAZANIMLAR ÇERÇEVESİNDE BU ALAN ÖĞRETMENLERİNİN HAFTADA BİR SAAT CANLI SINIF UYGULAMASI YAPACAKLARI ŞEKİLDE PLANLAMA YAPILACAKTIR.” DENİLDİ

                Müzik Eğitimcileri Derneğinin 13.08.2020 günü Millî Eğitim Bakanı Sayın Prof. Dr. Ziya Selçuk’a “İlköğretim ve Ortaöğretim Müzik Dersleri” konusunda verdiği dilekçeye, MEB Ortaöğretim Genel Müdürlüğünden yanıt geldi.

Bakan adına MEB Ortaöğretim Genel Müdürlüğü Öğretim Programları ve Ders Kitapları Daire Başkanı Sayın Halil İbrahim Topçu imzasıyla derneğimize gönderilen 20.08.2020 tarih ve 21658195-121.99-E.11008833 sayılı yanıt yazısında MÜZED’in dilekçesinin ve eklerinin Genel Müdürlüğün görev ve sorumluluğunda incelendiği belirtildi.

Dilekçede yer alan konularda mevcut duruma ve yapılmakta olan çalışmalara ilişkin bilgi verildi. 2020-2021 Eğitim ve Öğretim Yılında uygulanacak olan haftalık ders çizelgelerinde Beden Eğitimi ve Spor, Görsel Sanatlar, Müzik derslerinin ortak/zorunlu dersler arasında haftada 2’şer saat olarak yer almakta olduğu vurgulandı. Bakanlığın 2023 Eğitim vizyonu belgesinde belirtilen hedefler doğrultusunda Ortaöğretim Genel Müdürlüğüne bağlı Anadolu, Fen ve Sosyal Bilimler liselerine yönelik taslak haftalık ders çizelgeleri ve öğretim programlarına yönelik çalışmaların ise devam etmekte olduğu belirtildi.

Türk müzik eğitimcilerinin meslek kuruluşu olarak Müzik Eğitimcileri Derneğimizin dilekçesini ve eklerini inceleyen, değerlendiren, yanıtlayan Bakanlığımıza, MEB Ortaöğretim Genel Müdürlüğüne teşekkür ediyoruz. Dilekçedeki müzik eğitimcilerinin istemlerinin yürütülmekte olan çalışmalarda da dikkate alınacağına inanıyoruz.

                MEB Ortaöğretim Genel Müdürlüğünce Müzik Eğitimcileri Derneğimize gönderilen yazı ektedir.

Bu arada MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığınca Bakan Ziya Selçuk imzasıyla 25.08.2020 tarih ve 2020/5 sayılı; “31 Ağustos 2020 Tarihinde Başlayacak  ‘Eğitim Programı’ ” konulu bir genelge yayımlandı. Genelgede “Geçtiğimiz eğitim öğretim yılının ikinci dönemine ait derslerin üst sınıflardaki konu ve kazanımlarına temel teşkil eden ‘kritik konu ve kazanımlar’ belirlenerek derslere ait programlar hazırlanmıştır. (…) 31 Ağustos 2020 Pazartesi günü itibarıyla uzaktan eğitim yoluyla 2019-2020 eğitim öğretim yılının ikinci dönemine ait eksik konu ve kazanımlara yönelik ‘Eğitim Programı’ uygulamasına başlanacaktır.” denilmektedir.

Ancak yukarıdaki genelgede verilen  http://mufredat.meb.gov.tr/201920ikincidonem.html  adresinde yer alan “2019-2020 Eğitim Öğretim Yılının İkinci Dönemine ait derslerin kritik konu ve kazanımlarına yönelik öğretim programları ve etkinlik örnekleri” başlığı altında yer alan ilkokul, ortaokul, lise kademelerinin tüm sınıflarına ait örnekler arasında Müzik, Görsel Sanatlar Beden Eğitimi ve Spor derleri yer almamıştır. Ayrıca 17 Ağustosta özel ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında başlayan uzaktan eğitim tamamlama programlarının pek çoğunda da müzik, resim, beden eğitimi derslerine yer verilmediği öğrenilmiştir. Bu arada bazı özel öğretim kurumlarında Müzik, Görsel Sanatlar Beden Eğitimi ve Spor dersleri öğretmenlerinin sözleşmelerinin yenilenmediği bilgisi kamuoyuna yansımıştır.

Öte yandan 2016 yılında Millî Eğitim Bakanlığı tarafından tasarlanan ve 2017 Sonbaharında 620 pilot okulda uygulamasına başlanan ortaokul 5. sınıfların hazırlık sınıfı yapılması ve buna bağlı olarak Müzik, Görsel Sanatlar, Beden Eğitimi ve Spor, Bilişim derslerinin 5. Sınıflar ders dağılım çizelgesinden kaldırılması girişiminden 2019 Sonbaharında vazgeçilmiş olduğu bilgisi okul yönetimlerimizden gelmişti. Müzik Eğitimcileri Derneğimiz de 1 Kasım 2019 Müzik Eğitimciliği Gününde yayımladığı basın açıklamasında bu girişimden vazgeçilmiş olması nedeniyle Bakanlığa teşekkür etmişti. Üyemiz müzik öğretmenlerinden bu uygulamadan vazgeçilmemiş olduğu; hâlen yürürlükte bulunan İlkokulların ders dağılım çizelgesinde müzik, görsel sanatlar, beden eğitimi ve spor derslerinin bütün sınıflarda zorunlu ortak dersler arasında yer almasına karşın çeşitli illerde hazırlık sınıfı yapılan bazı ilkokullarda 5. Sınıfların haftalık programından müzik, görsel sanatlar, beden eğitimi ve spor derslerinin kaldırıldığı bilgisi gelmiştir.

                Bu arada MEB Ortaöğretim Genel Müdürlüğünce yayımlanan 28.08.2020 tarih ve 83203306-10.03-E.11503308 sayılı, “Çalışma Planı” konulu genelgede “kritik konu ve kazanımlar” listesinde eksik bırakılan derslerle ilgili açıklık getirilmiştir: “Beden Eğitimİ, Görsel Sanatlar ve Müzik derslerine ilişkin ilgi (a) Genelge’de ifade edilen “eğitim programı” yerine, öğrencilerin bulundukları sınıf düzeylerine ait öğretim programları uygulanacak olup söz konusu alan zümre öğretmenlerince belirlenecek konu ve kazanımlar çerçevesinde bu alan öğretmenlerinin haftada bir saat canlı sınıf uygulaması yapacakları şekilde planlama yapılacaktır.” denilmiştir. Eğitimciler ve kamuoyu, kritik konu ve kazanımlardaki eksik bırakılan derslerle ilgili olarak MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğünden de bu yönde bir açıklama beklemektedir.

                Millî Eğitim Bakanlığımız, devletimizin aldığı ve alacağı kararlar doğrultusunda Kovid 19 uluslararası salgınına karşı elbette her türlü önlemi alacaktır. Bu önlemlerin uygulanma süreçlerinde öğretmenlerimiz, eğitim çalışanlarımız canla, başla görevlerini yapacak alınan kararların başarısı için çaba göstereceklerdir. Uzmanların “yüzyüze eğitimin riskli olduğu”nu belirttiği bir dönemde dileğimiz ulusça salgına karşı mücadele kurallarına tam olarak uyarak eğitim öğretime bir an önce başlanabilmesi; yaşamın normale dönmesidir.

Bu süreçte eğitimcilerin ve kamuoyunun isteği yasalarımızda öngörülen eğitim öğretim hakkının bir gereği olarak müzik, görsel sanatlar, beden eğitimi ve spor derslerinin belirsizlikte bırakılmaması; ders çizelgelerinde olduğu gibi “(…)kritik konu ve kazanımlarına yönelik öğretim programları ve etkinlik örnekleri” arasında tüm öğretim kademelerinin her sınıfında bu derslerin de yer almasıdır. Yabancı Dil Hazırlık sınıfı adı altında müzik, görsel sanatlar, beden eğitimi ve spor derslerinin kesintiye uğratılmasından ve beşinci sınıf öğrencilerinin bir bölümünün bu derslerden mahrum bırakılmasından vazgeçilmelidir.

Bazı özel öğretim kurumlarından gelen müzik, görsel sanatlar, beden eğitimi ve spor dersleri öğretmenlerinin sözleşmelerinin yenilenmediği veya bekletildiği bilgisi doğru ise bu kurumların yöneticilerini hukuksuz tutumdan vazgeçmeleri yönünde uyarıyoruz. Müzik Eğitimcileri Derneğimiz (iletişim içinde olduğu eğitim ve sanat kuruluşlarıyla birlikte) öğretmen arkadaşlarımızın yanındadır. Öğrencilerimizin sanat ve spor eğitimi haklarını savunmaktadır.

                Sayın Bakanlığımızın, basınımızın ve kamuoyunun dikkatine saygı ile sunarız.

Refik SAYDAM

Müzik Eğitimcileri Derneği (MÜZED) Genel Başkanı

MÜZİK EĞİTİMCİLERİ DERNEĞİ (MÜZED) BASIN DUYURUSU (15.08.2020)


MÜZİK EĞİTİMCİLERİ DERNEĞİ (MÜZED) İLKÖĞRETİM VE ORTAÖĞRETİM MÜZİK DERSLERİYLE İLGİLİ MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINA BAŞVURDU

MÜZED GENEL BAŞKANI REFİK SAYDAM:

“İLKOKULLARDA MÜZİK VE RESİM DERSLERİ DAL (BRANŞ) ÖĞRETMENLERİ TARAFINDAN OKUTULMALI, OKULLARIN NORM KADROLARI BU ESASLARA GÖRE BELİRLENMELİDİR.”

“MÜZİK, RESİM, BEDEN EĞİTİMİ DERSLERİNİN GENEL EĞİTİMİN HER KADEMESİNDE ZORUNLU ORTAK DERSLER ARASINDAKİ YERİ TARTIŞMA KONUSU YAPILMAMALIDIR.”

“ANA SINIFINDAN ÜNİVERSİTEYE HER KADEME VE DÜZEYDEKİ MÜZİK DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI, ÖĞRETİM MATERYALİ, DERS İÇERİKLERİ EĞİTİM PROGRAMCILARININ, ALAN UZMANLARININ, DİL UZMANLARININ, ÖĞRETMENLERİN, ALANLARDAKİ MESLEK KURULUŞUNUN KATILIMLARIYLA ÜLKENİN VE ÇAĞIN GEREKLERİNE UYGUN BİÇİMDE YENİDEN DÜZENLENMELİ; GELİŞTİRİLMELİDİR.”

“MÜZİK VE GÜZEL SANATLAR EĞİTİMİ MİLLÎ EĞİTİM ÖRGÜTÜ İÇİNDE ‘SAHİPSİZ’ KALMA KONUMUNDAN KURTARILMALI; BAKANLIK ÖRGÜT YAPISI İÇİNDE ‘GÜZEL SANATLAR EĞİTİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’ KURULMALIDIR.”

“KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞIYLA EŞGÜDÜM İÇİNDE, DEVLET KONSERVATUVARI MEZUNU GENÇ SANATÇILARIMIZIN ATANACAĞI, SANATINI UYGULAYABİLECEĞİ OLANAKLAR ADIM ADIM YARATILMALIDIR.”

Uluslararası koronavirüs salgınına karşı devletçe, ulusça mücadele yürütülen günlerde Millî Eğitim Bakanlığı tarafından okulların sağlıklı bir biçimde ve zamanında açılabilmesi için çaba gösterilirken eğitim sisteminin diğer gündemleri de ilgili birimler tarafından ele alınmaktadır.

Millî Eğitim Bakanlığının “Yeni Ortaöğretim Tasarımı”, haftalık ders çizelgeleri, ilkokullarda dal öğretmenleri tarafından okutulacak derslerle ilgili Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığında ve ilgili diğer birimlerde yürütülen çalışmalarla ilgili olarak Türk müzik eğitiminin ulusal ve uluslararası düzeydeki 22 yıllık meslek kuruluşu Müzik Eğitimcileri Derneği (MÜZED) tarafından meslek topluluğunun görüşleri Bakanlığa bir dilekçe ile iletildi.

MÜZED’in dilekçesinin 14 Ağustos 2020 günü incelenip değerlendirilmek üzere Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığına, Temel Eğitim, Ortaöğretim ve Öğretmen Yetiştirme Geliştirme Genel Müdürlüklerine sevkedildiği öğrenildi.

MÜZED Genel Başkanı Refik Saydam tarafından Millî Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk’a sunulan dilekçede  özetle şu istemler yer aldı:

“Sayın Bakanlığımızın 1 Kasım 2019 ve 8 Temmuz 2020 günlerinde düzenlediği müzik eğitimiyle ilgili anlamlı, önemli çalıştaya ve toplantıya müzik eğitimcilerinin temsilcisi olarak derneğimizi de davet etmiş olmasını çok anlamlı, önemli bulduğumuzu belirtiyor; Bakanlığımıza teşekkür ediyoruz. Ayrıca bu toplantılarda dernek yöneticilerimizin müzik eğitimcileri topluluğumuzun sesi olarak yaptığı önerilerin dikkate alınmış olmasını diliyor, bekliyoruz.”

“Uygar dünyada Almanya, Avusturya, Avustralya, Çin Halk Cumhuriyeti, Danimarka, İsveç, İsviçre, Japonya vb. ülkelerin büyük çoğunluğunda genel eğitimde (ortaöğretim dahil) müzik/sanat dersleri zorunlu ortak dersler arasındadır. Cumhuriyet Dönemi Türkiye’sinde de başta öğretmen yetiştiren kurumlar olmak üzere yaklaşık yüz yıldır Müzik/Sanat dersleri ilköğretimde ve ortaöğretimde okutulan zorunlu ortak dersler arasında yer almıştır. Bir dönem liselerimizde müzik ve resim derslerinin “seçmeli” oluşu sadece görünüştedir. O dönemlerde liselerimizde seçmeli olarak iki ders vardır: Müzik ve resim. Öğrenciler bu iki sanat dersinden birini seçerek diğer zorunlu ortak dersler gibi okumuşlardır. Müzik, Resim, Beden Eğitimi derslerinin ortaöğretimde “seçmeli dersler havuzu”na aktarılması hem eğitim mevzuatının, anayasal hakların ve eğitbilimsel ilkelerin bir kenara bırakılması demektir hem de bu derslerin fiilen eğitim sisteminden çıkarılması anlamına gelir. Çünkü bizim var olan eğitim sisteminde “seçmeli ders” hiçbir ağırlığı olmayan ders anlamına gelir. Çok sayıda seçmeli ders arasından bu derslerin seçilmesi tamamen tesadüflere, okul yöneticilerinin yaklaşımına, dersin öğretmeninin bulunup bulunmamasına  vb. bağlı hâle gelir. Hiçbir ağırlığı olmayan, bu nedenle giderek yok olan, norm kadro eğitimcisi ortadan kalkan derslerin Sayın Bakanımız tarafından vurgulanan “tasarım beceri atölyeleri”nin açılması da olanaksız hâle gelir. Dersi olmayan, öğretmeni olmayan tasarım, beceri atölyelerigöstermelik, sembolik, etkisiz konumda kalır.

1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanunumuzda öngörülen “Beden, zihin, ahlâk, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip” bireylerin kuşakların yetiştirilebilmesi müzik/sanat/ beden eğitimi derslerinin genel eğitimimizin her kademesinde zorunlu ortak dersler arasındaki yerinin artık tartışma konusu olmaktan çıkarılmasını gerekli kılmaktadır.”

“ ‘Beden Eğitimi ve Oyun’ ve ‘Bilişim Teknolojileri’ derslerinin ilkokulda da okutulacağı, bu derslere branş öğretmenlerinin gireceği” açıklamanıza katılıyor ve bu konuda sizi destekliyoruz. Sizin de takdir edeceğiniz gibi ilkokulların eğitimcilik yönünden en az Twitter açıklamanızda yer alan dersler kadar alanda yetişmişlik, uzmanlık gerektiren Müzik ve resim derslerinde de dal (branş) öğretmenlerine görev verilmeli, okulların norm kadroları bu esaslara göre belirlenmelidir.

 2012 yılı ve öncesinde MÜZED’in girişimleriyle ilköğretim okullarının 4. ve 5. sınıflarının müzik derslerine müzik dal öğretmenleri girmekteydi. MÜZED’in, ilkokulların 1., 2. ve 3. sınıflarının müzik derslerine müzik öğretmenlerinin girmesi konusunda yaptığı girişimlerde, Bakanlık yetkilileri önerilerimizi incelediklerini, konu üzerinde çalıştıklarını belirtmişlerdi. Ancak 2012 yılında uygulamaya konulan sistemle ilkokulların tümünden Müzik Öğretmenliği norm kadrosu kaldırıldı.

Önerimiz, ilkokulun bütün sınıflarında haftada iki saate çıkarılacak müzik/resim derslerine bu alanların dal öğretmeniyle birlikte değerli sınıf öğretmenimizin de girmesidir. Böylece müzik/resim derslerinin öğretim programlarında yer alan konular, kazanımlar dal öğretmenleri tarafından yaşama geçirilirken sınıf öğretmenlerimizin desteği ve katkısıyla derse dikkat yoğunlaşabilir; diğer derslerin eğitiminde müzikten yararlanmanın örnekleri de birlikte uygulanmış olabilir.

Kuruluş çalışmaları 1950’lere uzanan ve son 22 yıldır kesintisiz biçimde alanında etkinlik gösteren, ülkemizde her kademedeki binlerce müzik eğitimcisinin meslek kuruluşu, temsilcisi, sesi Müzik Eğitimcileri Derneği (MÜZED) olarak makamınızca dikkate alınacağı inancıyla meslek topluluğumuzun üzerinde birleştiği aşağıdaki önerilerimizi dikkatinize sunuyoruz:

• Uygar dünyadaki eğitim uygulamalarına, ülkemizin yüz yıllık Cumhuriyet eğitimi birikimine, eğitbilim ilkelerine, anayasal yurttaş haklarına ve eğitim mevzuatına  uygun olarak ilköğretim ve ortaöğretim ders çizelgeleri içindeki ortak dersler arasında müzik dersi de dengeli biçimde yerini almalı, bütün sınıf ve kademelerde ortak dersler arasında müzik dersi iki saat olarak okutulmalıdır. Müzik, Resim, Beden Eğitimi derslerinin sayısının azaltılarak “seçmeli havuzuna atılması” (belirsizleştirilmesi) girişiminin gündemden kaldırıldığı tarafınızca açıklanmalıdır. 2005 yılı ve öncesinde ilkokulların 1,2,3. sınıflarında müzik/ resim dersleri haftada ikişer saat okutuluyordu. İlkokulun bütün sınıflarını ve tüm genel öğretim kademelerini kapsayacak biçimde haftada ikişer saat müzik/ sanat dersleri uygulamasına tekrar dönülmelidir.

• Her eğitim öğretim kurumuna en az bir olmak üzere gereksinmeyi karşılayacak sayıda müzik dal öğretmeni atanmalı, müzik/resim dersleri İLKOKULDA (sınıf öğretmeninin bazı konularda katkısı ve desteğiyle) DAL ÖĞRETMENİ TARAFINDAN VERİLMELİDİR. Yeterli sayıda ve donanımda müzik dal öğretmenini yetiştirecek ve istihdam edecek koşullar ilgili kurumlarla eşgüdüm içinde adım adım oluşturulmalıdır.

• Her okul kendi kapasitesine uygun olarak, müzik odalarıyla, çalgılarla, resim atölyeleriyle, spor salonlarıyla, konser, konferans, tiyatro salonlarıyla donatılmalı, öğrencilerimizin sanatsal, sportif yönlerden gelişiminin önü açılmalıdır. Okullarımızda yaratılacak bu olanaklar Halk Eğitimi Merkezleriyle işbirliği içinde mesai saatleri dışında da 24 saat gençlerin, halkın sanatsal, sportif çalışmalarına açık hâle getirilmelidir.

• Ana sınıfından üniversiteye her kademe ve düzeydeki müzik dersi öğretim programı, öğretim materyali, ders içerikleri eğitim programcılarının, alan uzmanlarının, dil uzmanlarının, öğretmenlerin, alanlardaki meslek kuruluşlarının katılımlarıyla ülkenin ve çağın gereklerine uygun biçimde yeniden düzenlenmeli; geliştirilmelidir. Eğitim Fakültelerinin İlköğretim Sınıf Öğretmenliği ve Okul Öncesi Eğitimi Anabilim Dallarında verilen ve tek yarıyıla indirilmiş olan Müzik Öğretimi, Müzik dersleri en az dört yarı yıl olmak üzere yeniden düzenlenmelidir.

• Müzik ve Güzel Sanatlar Eğitimi Millî Eğitim Örgütü içinde “sahipsiz” kalma konumundan kurtarılmalı; Bakanlık örgüt yapısı içinde “GÜZEL SANATLAR EĞİTİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ” kurulmalıdır. Her kademe ve düzeydeki müzik, resim, sanat tarihi derslerinin öğretmenleri, programları; Güzel Sanatlar Liseleri, il ve ilçelerdeki, okullardaki sanatsal etkinlikler, yarışmalar bu genel müdürlüğe bağlı olmalıdır.

• Kültür ve Turizm Bakanlığıyla eşgüdüm içinde, Devlet Konservatuvarı mezunu genç sanatçılarımızın atanacağı, sanatını uygulayabileceği olanaklar adım adım yaratılmalıdır. Bu amaçla öncelikle mevcut sanat kurumlarımızdaki eksik kadroların tamamlanması için istihdam olanakları yaratılmalı, yurdumuzun her köşesine yeni sanat kurumları açılarak gençlerimizin atanabilme ve halkın nitelikli sanatı yaşayabilme hakkının gerçekleşebileceği olanakların ortaya çıkarılması hedeflenmelidir.

Sayı       : 2020/08

Konu     : İlköğretim ve Ortaöğretim Müzik Dersleri hk.

13.08.2020

SAYIN PROF. DR. ZİYA SELÇUK,

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI, ANKARA

Sayın Bakanımız,

Okullarımızın henüz yaz tatilinde olduğu bu günlerde, uluslararası koronavirüs salgınına karşı devletçe ve ulusça mücadele yürüttüğümüz bir dönemden geçiyoruz. Bu dönemde şahsınızda, okullarımızı, öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz ve tüm eğitim çalışanlarımız için sağlıklı bir duruma getirerek zamanında açmak için çaba yürüten Millî Eğitim Bakanlığımızı kutluyoruz. Okullarımızın sağlıklı bir biçimde ve zamanında açılabilmesini; ülkemizin ve insanlığın koronavirüs salgınına karşı yürüttüğü mücadelenin bir an önce başarıya ulaşmasını diliyoruz.

Bu süreçte elbette eğitim sistemimizin başka gündemleri de ele alınmakta, gerekli çalışmalar yürütülmektedir.

Sayın Bakanımız,

2019 yılı Mayıs ayında açıkladığınız “Yeni Ortaöğretim Tasarımı”nda (https://www.meb.gov.tr/bakan-selcuk-ortaogretim-tasarimini-tanitti/haber/18673/tr), 2020 yılından itibaren Müzik, Resim, Beden Eğitimi derslerinin sayısının azaltılarak seçmeli havuzuna aktarılacağı belirtilmişti. 21 Şubat 2020 günü düzenlediğiniz basın toplantısında da “Yeni lise tasarımı hazırlıklarını tamamladığınızı, gelecek yıl (2020-2021 Eğitim Öğretim yılı) pilot uygulamanın başlatılacağı” vurgulanmıştı. (http://www.meb.gov.tr/bakan-selcuk-yeni-ilkokul-ve-ortaokul-tasarimini-anlatti/haber/20364/tr).

Ülkemiz müzik eğitiminin ulusal ve uluslararası düzeydeki 22 yıllık meslek kuruluşu Müzik Eğitimcileri Derneği (MÜZED) olarak makamınıza da ulaştırdığımız ekli basın açıklamalarıyla ve 1 Kasım 2019 “Müzik Öğretmenliği Günü”nde (Cebeci Semtindeki tarihî Musıkî Muallim Mektebi binasında düzenlediğiniz “Kuruluşunun ve Eğitime Başlamasının 95. Yılında Musıkî Muallim Mektebi Çalıştayı”nda başta Onursal Başkanımız Prof. Dr. Ali Uçan olmak üzere derneğimiz adına yapılan tüm konuşmalarda bu yaklaşımın yasal, yönetsel, eğitbilimsel yönlerden vahim bir hata olacağı dile getirilmişti. Aynı görüşlerimiz, Millî Eğitim BakanYardımcısı Sayın Reha Denemeç’in Başkanlığında 8 Temmuz 2020 günü internet üzerinden yapılan uzaktan eğitim ve Millî Eğitim Projesi konulu Danışma toplantısında dernek başkanımız ve katılımcı yöneticilerimiz, üyelerimiz tarafından dile getirilmişti.

Öncelikle, Sayın Bakanlığımızın 1 Kasım 2019 ve 8 Temmuz 2020 günlerinde düzenlediği bu önemli çalıştaya ve toplantıya müzik eğitimcilerinin temsilcisi olarak derneğimizi de davet etmiş olmasını çok anlamlı, önemli bulduğumuzu belirtiyor; Bakanlığımıza teşekkür ediyoruz. Ayrıca bu toplantılarda dernek yöneticilerimizin müzik eğitimcileri topluluğumuzun sesi olarak yaptığı önerilerin dikkate alınmış olmasını diliyor, bekliyoruz.

Sayın Bakanımız,

29.06.2020 günü @MevzuatMeb Twitter adresinden TALİM TERBİYE KURULU HAFTALIK DERS ÇİZELGELERİ ÇALIŞMASINI TAMAMLADIKTAN SONRA AYRINTILAR BELLİ OLACAK. Şu an için ‘Beden Eğitimi ve Oyun’ ve ‘Bilişim Teknolojileri’ derslerinin İLKOKUL’da da okutulacağını, Branş Öğretmenlerinin gireceğini paylaşabiliriz.” açıklamasını yaptınız.

Açıklamanızın ilk bölümünde MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığında “haftalık ders çizelgeleri çalışması”nın devam ettiği; ikinci bölümünde ise “Beden Eğitimi ve Oyun’ ve ‘Bilişim Teknolojileri’ derslerinin İLKOKUL’da da okutulacağı, Branş Öğretmenlerinin gireceği” vurgulanmıştı.

Sayın Bakanımız,

Bilindiği gibi uygar dünyada Almanya, Avusturya, Avustralya, Çin Halk Cumhuriyeti, Danimarka, İsveç, İsviçre, Japonya vb. ülkelerin büyük çoğunluğunda genel eğitimde (ortaöğretim dahil) müzik/sanat dersleri zorunlu ortak dersler arasındadır. Cumhuriyet Dönemi Türkiye’sinde de başta öğretmen yetiştiren kurumlar olmak üzere yaklaşık yüz yıldır Müzik/Sanat dersleri ilköğretimde ve ortaöğretimde okutulan zorunlu ortak dersler arasında yer almıştır. Bir dönem liselerimizde müzik ve resim derslerinin “seçmeli” oluşu sadece görünüştedir. O dönemlerde liselerimizde seçmeli olarak iki ders vardır: Müzik ve resim. Öğrenciler bu iki sanat dersinden birini seçerek diğer zorunlu ortak dersler gibi okumuşlardır.

2005 yılında ders çizelgelerinde yapılan bir değişiklikle liselerde müzik ve resim derslerinin programlar içinde yeri belirsizleştirilmiş ancak başta derneğimiz MÜZED olmak üzere öğrencilerin, velilerin, eğitimcilerin, sanat kuruluşlarının yoğun girişimleriyle bu hatadan dönülerek müzik ve resim dersleri ortaöğretim programlarında yeniden zorunlu ortak dersler arasında yerini almıştır.

Ayrıca yine bilindiği gibi Anayasa’mızın 42. maddesinde öngörülen eğitim hakkı, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun birinci bölümünde yer alan Türk Millî Eğitiminin Genel Amaçlarının her bir tümcesi(*) açık biçimde (diğer ders gruplarıyla birlikte) müzik/sanat eğitiminin de programlar içinde yer almasını emretmektedir.

Müzik, Resim, Beden Eğitimi derslerinin ortaöğretimde “seçmeli dersler havuzu”na aktarılması hem eğitim mevzuatının, anayasal hakların ve eğitbilimsel ilkelerin bir kenara bırakılması demektir hem de bu derslerin fiilen eğitim sisteminden çıkarılması anlamına gelir. Çünkü bizim var olan eğitim sisteminde “seçmeli ders” hiçbir ağırlığı olmayan ders anlamına gelir. Çok sayıda seçmeli ders arasından bu derslerin seçilmesi tamamen tesadüflere, okul yöneticilerinin yaklaşımına, dersin öğretmeninin bulunup bulunmamasına  vb. bağlı hâle gelir. Hiçbir ağırlığı olmayan, bu nedenle giderek yok olan, norm kadro eğitimcisi ortadan kalkan derslerin Sayın Bakanımız tarafından vurgulanan “tasarım beceri atölyeleri”nin açılması da olanaksız hâle gelir. Dersi olmayan, öğretmeni olmayan tasarım, beceri atölyelerigöstermelik, sembolik, etkisiz konumda kalır.

1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanunumuzda öngörülen “Beden, zihin, ahlâk, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip” bireylerin kuşakların yetiştirilebilmesi müzik/sanat/ beden eğitimi derslerinin genel eğitimimizin her kademesinde zorunlu ortak dersler arasındaki yerinin artık tartışma konusu olmaktan çıkarılmasını gerekli kılmaktadır.

Sayın Bakanımız,

Yukarıda alıntılanan Twitter iletinizde vurgunan “ ‘Beden Eğitimi ve Oyun’ ve ‘Bilişim Teknolojileri’ derslerinin ilkokulda da okutulacağı, bu derslere branş öğretmenlerinin gireceği” açıklamanıza katılıyor ve bu konuda sizi destekliyoruz.

Sizin de takdir edeceğiniz gibi ilkokulların eğitimcilik yönünden en az Twitter açıklamanızda yer alan dersler kadar alanda yetişmişlik, uzmanlık gerektiren Müzik ve resim derslerinde de dal (branş) öğretmenlerine görev verilmeli, okulların norm kadroları bu esaslara göre belirlenmelidir.

 2012 yılı ve öncesinde MÜZED’in girişimleriyle ilköğretim okullarının 4. ve 5. sınıflarının müzik derslerine müzik dal öğretmenleri girmekteydi. MÜZED’in, ilkokulların 1., 2. ve 3. sınıflarının müzik derslerine müzik öğretmenlerinin girmesi konusunda yaptığı girişimlerde, Bakanlık yetkilileri önerilerimizi incelediklerini, konu üzerinde çalıştıklarını belirtmişlerdi. Ancak 2012 yılında uygulamaya konulan sistemle ilkokulların tümünden Müzik Öğretmenliği norm kadrosu kaldırıldı.

Sınıf öğretmenliği ilkokul eğitimi için çok önemli, değerli bir alandır. İlkokul öğrencisi için sınıf öğretmeninin taşıdığı önemi hepimiz en azından kendi yaşantımızdan çok iyi biliyoruz. Geçmişte her alanda olduğu gibi Müzik Eğitimi alanında da çok iyi yetişen Köy Enstitüsü ve İlköğretmen Okulu mezunu sınıf öğretmenleri, alanda yeterli sayıda Müzik Dal öğretmeni de bulunmadığı için müzik derslerini öğretim programlarının gereklerine göre başarıyla uygulayabiliyordu.

Ancak, Eğitim Fakültelerinin Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dallarında verilen sanat eğitimi ağırlığı uzun yıllardır yeterli düzeyde olabilmekten çok uzaktır. Müzik Eğitimcileri Derneğimizin tüm uyarılarına rağmen Sınıf Öğretmenliği alanının son Lisans Programında Müzik Öğretimi dersleri, alan eğitimi zorunlu ortak dersleri arasında (sadece yedinci yarıyılda okutulmak üzere) tek yarıyıla düşürüldü. Sınıf öğretmeni adayı dört yılda (sekiz dönemde) sadece tek dönem (üç ay) Müzik Öğretimi dersi alabilmektedir. Öğrencinin müzik/sanat yeteneğinin en yoğun biçimde geliştiği ilkokul çağında müzik öğretimi alanında tek dönemde alınan bilgi, beceri, kazanımın yeterli olamayacağını en başta sevgili sınıf öğretmeni arkadaşlarımız görmektedir. Bu alanda yapılan araştırmalar, sınıf öğretmenlerinin büyük çoğunluğunun kendilerini müzik dersi öğretim programını anlayabilmek ve uygulayabilmek açısından yeterli bulmadıklarını; sonuçta ilkokulların büyük çoğunluğunda fiilen müzik dersi yapılmadığını ortaya koymaktadır.

Önerimiz, ilkokulun bütün sınıflarında haftada iki saate çıkarılacak müzik/resim derslerine bu alanların dal öğretmeniyle birlikte değerli sınıf öğretmenimizin de girmesidir. Böylece müzik/resim derslerinin öğretim programlarında yer alan konular, kazanımlar dal öğretmenleri tarafından yaşama geçirilirken sınıf öğretmenlerimizin desteği ve katkısıyla derse dikkat yoğunlaşabilir; diğer derslerin eğitiminde müzikten yararlanmanın örnekleri de birlikte uygulanmış olabilir.

Sayın Bakanımız,

Sonuç olarak, kuruluş çalışmaları 1950’lere uzanan ve son 22 yıldır kesintisiz biçimde alanında etkinlikgösteren, ülkemizde her kademedeki binlerce müzik eğitimcisinin meslek kuruluşu, temsilcisi, sesi Müzik Eğitimcileri Derneği (MÜZED) olarak makamınızca dikkate alınacağı inancıyla meslek topluluğumuzun üzerinde birleştiği aşağıdaki önerilerimizi dikkatinize sunuyoruz:

• Uygar dünyadaki eğitim uygulamalarına, ülkemizin yüz yıllık Cumhuriyet eğitimi birikimine, eğitbilim ilkelerine, anayasal yurttaş haklarına ve eğitim mevzuatına  uygun olarak ilköğretim ve ortaöğretim ders çizelgeleri içindeki ortak dersler arasında müzik dersi de dengeli biçimde yerini almalı, bütün sınıf ve kademelerde ortak dersler arasında müzik dersi iki saat olarak okutulmalıdır. Müzik, Resim, Beden Eğitimi derslerinin sayısının azaltılarak “seçmeli havuzuna atılması” (belirsizleştirilmesi) girişiminin gündemden kaldırıldığı tarafınızca açıklanmalıdır. 2005 yılı ve öncesinde ilkokulların 1,2,3. sınıflarında müzik/ resim dersleri haftada ikişer saat okutuluyordu. İlkokulun bütün sınıflarını ve tüm genel öğretim kademelerini kapsayacak biçimde haftada ikişer saat müzik/ sanat dersleri uygulamasına tekrar dönülmelidir.

• Her eğitim öğretim kurumuna en az bir olmak üzere gereksinmeyi karşılayacak sayıda müzik dal öğretmeni atanmalı, müzik/resim dersleri İLKOKULDA (sınıf öğretmeninin bazı konularda katkısı ve desteğiyle) DAL ÖĞRETMENİ TARAFINDAN VERİLMELİDİR. Yeterli sayıda ve donanımda müzik dal öğretmenini yetiştirecek ve istihdam edecek koşullar ilgili kurumlarla eşgüdüm içinde adım adım oluşturulmalıdır.

• Her okul kendi kapasitesine uygun olarak, müzik odalarıyla, çalgılarla, resim atölyeleriyle, spor salonlarıyla, konser, konferans, tiyatro salonlarıyla donatılmalı, öğrencilerimizin sanatsal, sportif yönlerden gelişiminin önü açılmalıdır. Okullarımızda yaratılacak bu olanaklar Halk Eğitimi Merkezleriyle işbirliği içinde mesai saatleri dışında da 24 saat gençlerin, halkın sanatsal, sportif çalışmalarına açık hâle getirilmelidir.

• Ana sınıfından üniversiteye her kademe ve düzeydeki müzik dersi öğretim programı, öğretim materyali, ders içerikleri eğitim programcılarının, alan uzmanlarının, dil uzmanlarının, öğretmenlerin, alanlardaki meslek kuruluşlarının katılımlarıyla ülkenin ve çağın gereklerine uygun biçimde yeniden düzenlenmeli; geliştirilmelidir. Eğitim Fakültelerinin İlköğretim Sınıf Öğretmenliği ve Okul Öncesi Eğitimi Anabilim Dallarında verilen ve tek yarıyıla indirilmiş olan Müzik Öğretimi, Müzik dersleri en az dört yarı yıl olmak üzere yeniden düzenlenmelidir.

• Müzik ve Güzel Sanatlar Eğitimi Millî Eğitim Örgütü içinde “sahipsiz” kalma konumundan kurtarılmalı; Bakanlık örgüt yapısı içinde “GÜZEL SANATLAR EĞİTİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ” kurulmalıdır. Her kademe ve düzeydeki müzik, resim, sanat tarihi derslerinin öğretmenleri, programları; Güzel Sanatlar Liseleri, il ve ilçelerdeki, okullardaki sanatsal etkinlikler, yarışmalar bu genel müdürlüğe bağlı olmalıdır.

• Kültür ve Turizm Bakanlığıyla eşgüdüm içinde, Devlet Konservatuvarı mezunu genç sanatçılarımızın atanacağı, sanatını uygulayabileceği olanaklar adım adım yaratılmalıdır. Bu amaçla öncelikle mevcut sanat kurumlarımızdaki eksik kadroların tamamlanması için istihdam olanakları yaratılmalı, yurdumuzun her köşesine yeni sanat kurumları açılarak gençlerimizin atanabilme ve halkın nitelikli sanatı yaşayabilme hakkının gerçekleşebileceği olanakların ortaya çıkarılması hedeflenmelidir.

Gereğini saygılarımla bilgilerinize sunarım.

Refik SAYDAM

Müzik Eğitimcileri Derneği (MÜZED) Genel Başkanı

(Refik Saydam Cep Tel: 0505 359 2521)

*1739 SAYILI MİLLÎ EĞİTİM TEMEL KANUNUNUN BİRİNCİ BÖLÜMÜNDE YER ALAN TÜRK MİLLÎ EĞİTİMİNİN GENEL AMAÇLARI:

1.Türk Milletinin bütün fertlerini (…) Atatürk inkılâp ve ilkelerine ve Anayasa’da ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin millî, ahlakî, insanî, manevî ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek;

2. Beden, zihin, ahlâk, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek;

3. İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak;

Böylece bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu artırmak; öte yandan millî birlik ve bütünlük içinde iktisadî, sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı yapmaktır.”

EKLER:

1. “MÜZED Genişletilmiş Merkez Yönetim Kurulu ‘Yeni Ortaöğretim Tasarımı’nda Müzik Dersi Gündemiyle Olağanüstü Olarak Toplandı” haberi. 26.05.2019 (http://www.muzed.org.tr/?p=1537 ).

2. Müzik Eğitimcileri Derneği (MÜZED) Basın Açıklaması: “1 Kasım Müzik Öğretmenliği Gününün Çağrısı, 01.11.2019
(http://www.muzed.org.tr/?p=1632 ).

3. Müzik Eğitimcileri Derneği (MÜZED) Basın Açıklaması: “İlkokulda Müzik Dersine Müzik Dal Öğretmeni, Her Kademede Zorunlu Ortak Müzik Dersi, Her Okula En Az Bir Müzik Dal Öğretmeni, 02.07.2020
(http://www.muzed.org.tr/?p=1734 ).

DAĞITIM:

Millî Eğitim Bakanlığına

BİLGİ İÇİN:

Millî Eğitim Bakanlığı, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığına

Millî Eğitim Bakanlığı, Temel Eğitim Genel Müdürlüğüne

Millî Eğitim Bakanlığı, Ortaöğretim Genel Müdürlüğüne

Millî Eğitim Bakanlığı, Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğüne

KURBAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN…

MÜZED BASIN AÇIKLAMASI: İLKOKULDA MÜZİK DERSİNE MÜZİK DAL ÖĞRETMENİ • HER KADEMEDE HAFTADA İKİ SAAT ZORUNLU ORTAK MÜZİK DERSİ • HER OKULA EN AZ BİR MÜZİK DAL ÖĞRETMENİ


02.07.202

Millî Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk, @MevzuatMeb Twitter adresinden 29.06.2020 günü yaptığı açıklamada:

TALİM TERBİYE KURULU HAFTALIK DERS ÇİZELGELERİ ÇALIŞMASINI TAMAMLADIKTAN SONRA AYRINTILAR BELLİ OLACAK. Şu an için ‘Beden Eğitimi ve Oyun’ ve ‘Bilişim Teknolojileri’ derslerinin İLKOKUL’da da okutulacağını, Branş Öğretmenlerinin gireceğini paylaşabiliriz.” diyor.

“Beden Eğitimi ve Oyun” dersi  MEB Talim ve Terbiye Kurulunun 12.09.2018 tarih ve 123 sayılı kararıyla kabul edilen ve hâlen uygulanmakta olan İlkokul haftalık ders dağılım çizelgesinde zaten vardır ve ilk üç sınıfta haftada beşer saat; dördüncü sınıfta haftada iki saat okutulmaktadır. “Bilişim Teknolojileri ve Yazılım” Dersi ise ortaokul beşinci ve altıncı sınıflarda haftada ikişer saat okutulmaktadır. “Bilişim Teknolojileri” Dersinin ilkokullarda da okutulması ve bu dersle birlikte “Beden Eğitim ve Oyun” derslerine kendi alanlarının dal öğretmenlerinin girmesi düşüncesi bizce de uygundur, yerindedir.

İlkokulların eğitimcilik yönünden en az bu dersler kadar alanda yetişmişlik, uzmanlık gerektiren Müzik derslerinde de Müzik Dal öğretmenlerine görev verilmeli, okulların norm kadroları bu esaslara göre belirlenmelidir.

“4+4+4 Sistemi”nin getirildiği 2012 yılı ve öncesinde MÜZED’in girişimleriyle ilköğretim okullarının 4. ve 5. sınıflarının müzik derslerine müzik dal öğretmenleri girmekteydi. MÜZED’in, ilkokulların 1., 2. ve 3. sınıflarının müzik derslerine müzik öğretmenlerinin girmesi konusunda yaptığı girişimlerde, Bakanlık yetkilileri önerilerimizi incelediklerini, konu üzerinde çalıştıklarını belirtmişlerdi. Ancak 2012 yılında uygulamaya konulan sistemle ilkokulların tümünden Müzik Öğretmenliği norm kadrosu kaldırıldı.

Sınıf öğretmenliği çok önemli, değerli bir alandır. İlkokul öğrencisi için sınıf öğretmeninin taşıdığı önemi hepimiz en azından kendi yaşantımızdan çok iyi biliyoruz. Geçmişte her alanda olduğu gibi Müzik Eğitimi alanında da çok iyi yetişen Köy Enstitüsü ve İlköğretmen Okulu mezunu sınıf öğretmenleri, alanda yeterli sayıda Müzik Dal öğretmeni de bulunmadığı için müzik derslerini öğretim programlarının gereklerine göre başarıyla uygulayabiliyordu.

Ancak, Eğitim Fakültelerinin Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dallarında verilen sanat eğitimi ağırlığı uzun yıllardır yeterli düzeyde olabilmekten çok uzaktır. Müzik Eğitimcileri Derneğimizin tüm uyarılarına rağmen Sınıf Öğretmenliği alanının son Lisans Programında Müzik Öğretimi dersleri, alan eğitimi zorunlu ortak dersleri arasında (sadece yedinci yarıyılda okutulmak üzere) tek yarıyıla düşürüldü. Sınıf öğretmeni adayı dört yılda (sekiz dönemde) sadece tek dönem (üç ay) Müzik Öğretimi dersi alabilmektedir.

Öğrencinin müzik yeteneğinin en yoğun biçimde geliştiği ilkokul çağında müzik öğretimi alanında tek dönemde alınan bilgi, beceri, kazanımın yeterli olmayacağını en başta sevgili sınıf öğretmeni adaylarımız görmektedir.

Önerimiz, ilkokulun bütün sınıflarında haftada iki saate çıkarılacak müzik derslerine müzik dal öğretmeniyle birlikte değerli sınıf öğretmenimizin de girmesidir. Böylece müzik dersinin öğretim programlarında yer alan konular, kazanımlar yaşama geçirilirken diğer derslerin eğitiminde müzikten yararlanmanın örnekleri de birlikte uygulanmış olabilir.

Anayasamızın öngördüğü eğitim hakkına ve 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanunununda yer alan Türk Millî Eğitiminin Temel Amaçlarına uygun olarak İlköğretimin ve ortaöğretimin bütün sınıflarında, zorunlu ortak dersler arasında yerini almalıdır.

Her okula en az bir olmak üzere, yeterli sayıda müzik eğitimcisi atanmalıdır.

Programlar, ders kitapları, materyalleri, müzik öğretmenlerinin, üniversitelerimizin ilgili bölümlerinin, Müzik Eğitimcileri Derneğinin katılımıyla günün gereklerine uygun olarak yeniden hazırlanmalıdır.

Fakültelerin İlköğretim Sınıf Öğretmenliği Lisans Programlarında Müzik Öğretimi dersleri, en az üç yarıyılı kapsayacak biçimde yeniden düzenlenmelidir.

Okullar müzik odalarıyla, çok amaçlı salonlarla, müzik araç, gereçleriyle, çalgılarla donatılmalıdır.

Müzik, sanat dersleri öğrenciye kişilik, özgüven kazandırır. Diğer derslerdeki başarıyı artırır. Müzik derslerinin, yasaların, yönetmeliklerin emrettiği biçimde, hakkıyla uygulandığı okullar şenlenir; öğrenciler, öğretmenler, veliler ve toplum mutlu olur.

Müzik ve sanat dersleriyle ulusal birlik duygusu, işbirliği, dayanışma güçlenir; ülkemiz çağdaş uygarlığın öncüleri arasında yerini alabilir.

Yukarıdaki önerilerimizin tamamı, son olarak 1 Kasım 2019 Müzik Öğretmenliği Günü’nde Ankara Cebeci’de tarihî Musıkî Muallim Mektebi binasında Millî Eğitim Bakanlığınca düzenlenen, Sayın Bakanın ve Temel Eğitim Genel Müdürünün de katıldığı “Kuruluşunun ve Eğitime Başlamasının 95. Yılında Musıkî Muallim Mektebi Çalıştayı”nda dernek yetkililerimiz tarafından dile getirilmiş, ilgililerce not alınmıştır.

Müzik öğretmenleri, eğitimcileri birlik ve dayanışma içindedir; haklarının, görevlerinin bilincindedir; takipçisidir.

Refik SAYDAM Müzik Eğitimcileri Derneği (MÜZED) Genel Başkan

AVRUPA OKUL MÜZİK EĞİTİMİ BİRLİĞİ (EAS – EUROPEAN ASSOCİATİON FOR MUSİC İN SCHOOLS) 2020 HABERLERİ

Müzik eğitimcilerini, araştırmacıları, öğrencileri ve sanatçıları bir araya getiren Avrupa Okul Müzik Eğitimi Birliği (EAS – European Association for Music in Schools), müzik eğitiminin geliştirilmesine yönelik çalışmaların yanı sıra, katılımcılara karşılıklı bilgi alışverişi ve iş birliği konularında fırsatlar sunmakta, aynı zamanda her yıl Avrupa’nın farklı ülkelerinde kendi çatısı altında konferanslar düzenlemektedir. Bu yıl normal şartlarda 10-13 Haziran 2020 tarihleri arsında İtalya’nın Padova kentinde düzenlenmesi planlanan fakat pandemi sebebiyle iptal edilen 28. Uluslararası EAS Kongresi, EAS Yönetim Kurulu’nun aldığı kararla EAS iletişim ağını canlı tutmak amacıyla online bir etkinlik programı olarak planlanmıştır. Toplamda 134 EAS üyesinin kayıt yaptırdığı bu etkinlikler, Salzburg’daki Mozarteum Üniversitesi ev sahipliğinde Webex Online Platform aracılığıyla katılımcılarla buluşmuş ve “Ulusal Koordinatörler Toplantısı” ile başlamıştır. Otuz dört üye ülke temsilcisi arasından 29 farklı ülkenin Ulusal Koordinatörlerinin katılımıyla gerçekleşen ve müzik eğitimi alanındaki gelişmeler  ile pandemi sürecindeki uygulamaların paylaşıldığı bu toplantıda, farklı ülkelerin süreci nasıl yönettiğine dair oldukça aydınlatıcı bilgiler sunulmuştur. Ayrıca farklı çalışma gruplarının sunumları ile birlikte Müzik Öğretmenleri Birliği (Music Teachers’ Association) toplantısının da yer bulduğu online etkinlikler sayesinde yeni ortak projelere vesile olacak çalışmalar hakkında konuşulmuştur.  Yıllık yönetim kurulu toplantılarını etkinlikler öncesindeki 8-10 Haziran 2020 tarihleri arasında gerçekleştiren EAS Yönetimi, etkinliklerin son günü de üyelerin katılımıyla yapılan genel kurul toplantısını gerçekleştirerek bu seneki faaliyetlerini tamamlamıştır.

Bu gelişmelere ek olarak EAS Türkiye Temsilciği ile ilgili bazı bilgileri ve yeni gelişmeleri aktarmak doğru olacaktır. Bilindiği üzere ülkemiz EAS’ın kurulduğu 1990 yılından itibaren Avrupa’da temsil edilmektedir. 1990-2003 yılları arasında EAS Türkiye olarak Prof. Dr. Ali UÇAN’ın koordinatörlüğüyle başlayan bu süreç, 2006-2017 tarihleri arasında Prof. Dr. Nesrin KALYONCU’nun koordinatörlüğü ile devam etmiştir. 2017 yılında da bu görevi Prof. Dr. Sezen ÖZEKE devralmıştır. Ülke koordinatörlüğüne bağlı olarak 2007 yılında Prof. Dr. Nesrin KALYONCU koordinatörlüğünde bölge temsilcilikleri kurulmuş ve halen devam eden bu uygulama ile ülkemiz farklı bölgelerinden temsilciler seçilmiştir. 1990’dan 2017’ye kadar olan süre zarfında bahsi geçen ulusal koordinatörler aynı zamanda EAS yönetim kurulu üyesi olarak da çalışmış ve hem ülkemiz müzik eğitimi alanındaki çalışmaları Avrupa’ya aktararak hem de Avrupa’daki gelişmeleri Türkiye’ye taşıyarak bir elçi görevi üstlenmişlerdir. Geçtiğimiz yıl (2019) İsveç’in Malmö kentinde düzenlenen 27. Uluslararası EAS Kongresi’nde, 2019-2021 tarihleri arasında görev yapacak Yönetim Kurulu için yapılan oylama sonucunda Türkiye’den Prof. Dr. Sezen ÖZEKE de seçilmiş ve böylece ülkemizin Avrupa’daki temsilinde bir Türk akademisyen daha yerini alarak önceki yıllardan süregelen geleneği devam ettirmiştir. 2019-2020 döneminde yönetim kurulu üyesi olarak aynı zamanda Türkiye Ulusal Koordinatörü görevini de yürüten Prof. Dr. Sezen ÖZEKE, yönetim kurulundaki görevi sebebiyle bu görevi bu yıl (2020) EAS İç Anadolu Bölge Temsilcisi olarak çalışan Doç. Dr. Nurtuğ BARIŞERİ AHMETHAN’a devretmiştir. EAS2020 Online etkinlikleri sırasında ilan edilen bu değişim ile birlikte, şu an Avrupa Okul Müzik Eğitimcileri Birliği’nde resmi olarak biri yönetim kurulu üyesi ve diğeri de Türkiye Ulusal Koordinatörü olmak üzere görev yapan iki temsilcimiz bulunmaktadır. Bu gelişmeler tarihsel sıraya göre aşağıdaki şekilde listelenebilir:

28. EAS Kongresi bir sonraki yıl 24-27 Mart 2021 tarihleri arasında Almanya’nın Freiburg şehrinde düzenlenecektir. Bu yıl İtalya’da düzenlenmesi planlanan konferansın ise, 2022 ya da 2023 yılında takvimlerde yeniden yer bulması düşünülmektedir. Dileğimiz ülkemizden hem bireysel hem de kurumsal katılımı çoğaltarak uluslararası iletişim ağını güçlendirmek ve ülkemiz müzik eğitimini uluslararası platformlarda tanıtarak daha da ileriye taşımaktır.

Ayrıntılar için EAS web sayfası: https://eas-music.org/

Prof. Dr. Sezen ÖZEKE

2017-2020 EAS Türkiye Ulusal Koordinatörü
2019-2021 EAS Yönetim Kurulu Üyesi

Bursa Uludağ Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Müzik Eğitimi Anabilim Dalı, Görükle, BURSA, 16059


PROF. KADİR KARKIN’IN 50. SANAT VE EĞİTİMCİLİK YILINI KUTLARKEN…


Prof. Dr. Ali UÇAN

Prof.Dr. Kadir Karkın

Çok değerli Ev Sahipleri, çok değerli Konuklar, çok sevgili Katılımcılar ve İzleyiciler,

Bugün burada, çok değerli İnönü Üniversitemizde (İÜ’de) hep birlikte çok güzel bir buluşma ve çok anlamlı bir etkinlik gerçekleştirilmektedir. Sıcak yaz mevsiminin sonuna yaklaşırken uzak yakın demeden güzel yurdumuzun değişik köşelerinden bu güzel buluşmaya gelip bu anlamlı etkinliğe katılan hepinizi saygıyla selamlıyor ve sevgiyle kucaklıyorum.

İnsanların görev, iş-uğraş veya meslek yaşamlarını yurt, ulus ve insanlık yararına dopdolu hizmetlerle geçirerek bu yaşamlarında 50’nci yıllarına esenlikle erişmeleri olağanüstü bir olgudur ve büyük mutluluk verici bir durumdur. 70’inci yaşında alın teriyle ve göz nuruyla hak ettiği bu olağanüstü güzel olguyu ve anlamlı durumu yaşamakta olan çok değerli kardeşim, meslektaşım ve yazgıdaşım Prof. Sy. Kadir KARKIN’ı candan yürekten kutluyor ve duyduğu derin mutluluğu tüm içtenliğimle paylaşıyorum. Yanı sıra bu güzel buluşma ve anlamlı etkinlik programını tasarlayıp gerçekleştiren Düzenleme Kurulunun tüm değerli üyelerini de özellikle bu örnek tutum ve değerbilir davranışlarından dolayı candan kutluyorum. Ayrıca bu buluşmaya ve etkinliğe katılarak güç, destek ve onur veren tüm Katılımcıları da içtenlikle kutlamak istiyorum.

Bilindiği gibi insanların evliliklerinin ellinci yılına ‘altın yıl’ denir. Ona benzer biçimde mesleksel yaşam ve hizmetlerinin ellinci yılına da “altın yıl” denilebilir. Bu açıdan bakılınca bugün burada Karkın’ın mesleksel yaşamının ve hizmetlerinin aynı zamanda ‘altın yılı’nı kutlamaktayız.

Bugün bu buluşmada ve etkinlikte hep birlikte olmamızın-bulunmamızın ortak bir nedeni ve niçini var. Ancak onun yanı sıra her birimiz açısından çok çeşitli, değişik nedenleri ve niçinleri de vardır. Ben ATATÜRK ve CUMHURİYET dönemi Türk Müzik Devrimimizin ilk özgün ana kurumu Musiki Muallim Mektebi’nden (MMM) dönüşme ikinci ana kurumu olan Gazi Üniversitesi (GÜ) Gazi Eğitim Fakültesi (GEF) Müzik Eğitimi Bölümü’nün 1959’dan beri İstanbul İlköğretmen Okulu (İİÖO) Müzik Semineri (MS) çıkışlı bir mensubu, 1965’ten beri öğretim üyesi, 1980’lerin başından itibaren uzun yıllar yöneticisi ve 2008’den beri de etkin bir emeklisiyim. Bu buluşmaya ve etkinliğe öncelikle 1959’dan 2014’e taşımakta olduğum 55 yıllık müzikçi-eğitimci kimliğim ve kişiliğimle severek, koşarak ve coşarak katılıyorum. Bu katılım benim için birçok yönden gerekli, zorunlu ve kaçınılmaz olmanın ötesinde çok doğal bir görevdir. Çünkü genel konumum, özöngörüm (vizyonum) ve özgörevim (misyonum) gereği sevgili Karkın’ın 1989’dan bu yana birçoğunu yerinde gözlemlediğim görev, çalışma ve etkinliklerini düzenli ve sürekli izleyen başlıca tanıklarından biriyim, hatta belki de en başındayım. Bu bakımdan bugün burada sevgili Karkın’ı 50. Sanat ve Eğitimcilik Yılı’nda her biri çok değerli başarılarından ve hizmetlerinden dolayı bir kez daha kutlamaktan ve bu vesileyle kendisi ve çevresindekilerle bir kez daha birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.

Prof. Kadir Karkın’ın Yaşamöyküsünün Anımsattıkları

Biraz önce Açılış Konuşması’nın ardından Kadir Karkın’ın yaşamöyküsüne ilişkin belgesel ağırlıklı görsel/işitsel sunumu izlerken-dinlerken çok duygulandım, düşünlendim ve derinlere daldım. Böylesi bir ruh durumundayken doğal olarak ulu önder Atatürk’ün yönderliğinde tasarlanıp gerçekleştirilen Türk Müzik Devrimimizin belli evreleri ve dönüm noktaları, ana kurum ve kuruluşları, belirleyici kişi ve kişilikleri birer birer gözümün önüne geldi. Çünkü biraz önce dikkatle izlediğimiz-dinlediğimiz anlamlı yaşam ve ayrıntılı hizmet öyküsünün temelinde bunlar var. Bu bağlamda saptadığım tarihsel bir gerçeklikten söz edeyim: Kadir Karkın’ın yaşamöyküsünün gerisindeki temelin odağında bir Ekrem Zeki Ün olgusu, ilkesi ve ülküsü var. Bunlar olmaksızın, bunlara dayanmaksızın ve temellenmeksizin, bunlardan kaynaklanmaksızın ve yönlenmeksizin Karkın’ınki gibi bir yaşam ve hizmet öyküsü oluşamaz, biçimlenemez, gelişemez ve sürdürülemezdi. Şimdi izninizle önce o anımsadıklarımdan içinde bulunduğumuz süreç içinde özellikle Karkın’ın yaşam ve hizmet öyküsüyle yakından ilgili tarihsel temellerin birkaçını kısaca anımsatarak sizlerle paylaşmak istiyorum.

1924: Musiki Muallim Mektebi’nin (MMM) Kurulup Açılması: Atatürk ve Cumhuriyet dönemi Türk müzik devriminin ilk özgün ana kurumu MMM. Türkiye’de ilk kez müzik öğretmeni / müzik eğitimcisi yetiştiren bu okul Karkın’ın öğretmeni olan Ekrem Zeki Ün’ün babası Osman Zeki Üngör’ün kurucu müdürlüğünde kuruldu. Bir müzik eğitimcisi olarak Karkın, 1924’te başlayıp 90 yıldır süregelen müzik eğitimcisi yetişme-yetiştirme sürecinin son 50 yılının bir ögesi, ürünü, parçası.

1925’ten İtibaren Seçkin Genç Müzikçilerin Devletçe Yurt Dışına Müzik Öğrenimine Gönderilmesi: Karkın’ın İstanbul İÖO Müzik Semineri’nde öğretmenleri olan E. Zeki Ün 1924-1925’te, H. Bedi Yönetken ise 1928’de devletçe yurt dışına müzik öğrenimine gönderildi. İkisi de MMM, EE MB ve İİÖO MS’de görev aldı.

1930: Ekrem Zeki Ün’ün MMM Öğretmenliğine Atanması: Yurt dışı müzik öğreniminden dönen Ekrem Zeki Ün 1930’da MMM keman öğretmenliğine atandı ve böylece ilk eğitimcilik görevine başladı. Kendisi büyük ölçüde MMM’deki görevinde öğretmenleşti. Karkın’ın İstanbul İÖO Müzik Semineri’nde öbür öğretmeni olan Halil Bedi Yönetken ise 1933’te yurda döndü ve görevine başladı.

1934: Millî Musiki ve Temsil Akademisi (MMTA) Kuruluş Yasasının Çıkarılması: Atatürk eski başkentteki Sanayi-i Nefise Mektebi’ni 1928’de Güzel Sanatlar Akademisi’ne dönüştürdükten 6 yıl sonra yeni başkentteki MMM’yi yanına başka kurumları da katarak MMTA’ya dönüştürmek istedi. Çıkardığı yasanın hazırlanması sürecine Ekrem Zeki Ün doğrudan katıldı, katkıda bulundu. Karkın’ın MS’de öğretmeni olan Ekrem Zeki Ün’ün daha o zaman müzik alanında kurumsal akademileşmeden yana olması çok anlamlı ve önemliydi. Bu kurumsal akademileşme gerçekleştirilseydi başkentteki tüm devlet müzik yükseköğretim kurumları aynı akademisel çatı altında-içinde olacaktı.

1934: Ekrem Zeki Ün’ün MMM’den ayrılıp İstanbul [İlk]Öğretmen Okulu’na atanması: Ekrem Zeki Ün MMM’de dört yıl sanatçı öğretmenlik yaptıktan sonra İstanbul [İlk]Öğretmen Okulu’na (İÖO) atandı. Dört yıllık MMM öğretmenliği deneyiminden sonra, babasının çok önce 1914-1918 yıllarındaki öncü uygulamalarından da esinlenerek özellikle 1938-39’dan itibaren İstanbul İÖO’da “Müzik Semineri”ne giden yolun ön koşullarını oluşturdu. E. Zeki Ün eğer İstanbul İÖO’ya atanmasaydı büyük bir olasılıkla bu ‘Müzik Semineri’ oluşumu gerçekleşmezdi.

1937: Gazi Terbiye Enstitüsü (GTE) Müzik Bölümü’nün Kurulması ve 1938’de MMM’nin Buraya Aktarılması: Birçok yönden MMM’nin yeniden yapılandırmalı bir devamı olan GTE Müzik Bölümü (MB) 1970’li yıllarda Karkın’ın öğrenim gördüğü İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü (EE) Müzik Bölümü’nün kuruluşuna öncü, örnek ve esin kaynağı oldu. Bu nedenledir ki Karkın’ın EE Müzik Bölümü’ndeki biçimlenmesinde GEE MB’nin ve onun kurucusu Eduard Zuckmayer’in de dolaylı bir etkisinin olduğundan söz edilebilir.

1940: Köy Enstitülerinin Kuruluşu: Köy Enstitülerinin, o bağlamda Düziçi Köy Enstitüsü’nün kuruluşu. Karkın’ın ilk ciddi müzik eğitimini aldığı ilköğretmen okulu bu enstitüden dönüştürülmedir.

1942: Yüksek Köy Enstitüsü Güzel Sanatlar Kolu’nun Kurulması: Burada gerçek anlamda özgün bir model olarak geleneksel Türk köy müziği temelli, çağdaş Türk ulusal müziği çatılımlı ve uluslararası/evrensel müzik açılımlı Köy Enstitüsü Müzik Öğretmeni (KEMÖ) yetiştirmeye başlandı. Bu KEMÖ modeli KE’lerde ve KE’lerden dönüştürülen altı yıllık İlköğretmen Okullarında (İÖO) geçerli bir model oldu. Karkın bu modelin uygulandığı kurumlardan biri olan Düziçi İlköğretmen Okulu’nda eğitim gördü.

1947: İstanbul İÖO Müzik Semineri’nin Kurulması: Bu kurumun gerçek hazırlayıcısı ve kurucusu Ekrem Zeki Ün’dür. Karkın ‘sanatçı eğitimcilik’ niteliğini ilk kez burada öğrenim görerek ve ağırlıklı biçimde Ekrem Zeki Ün’den eğitim alarak resmen kazandı.

1954: Köy Enstitülerinin Kapatılıp İlköğretmen Okullarına Dönüştürülmesi: Bu sürecin bir parçası olarak Düziçi Köy Enstitüsü Düziçi İlköğretmen Okulu’na dönüştürüldü. Ben bu dönüştürümü o yıl İvriz Köy Enstitüsü’nde 1953 girişli 1. Sınıf öğrencisi olarak, dolayısıyla son kuşak köy enstitülü olarak doğrudan yaşadım. Karkın bu dönüştürümün kalıcı izlerini dört yıl sonra (1957’de) yaşamaya başladı.

1962: VII. MEŞ’de Devlet Müzik ve Temsil Akademisi Kurulmasının Önerilmesi: MMTA’nın 1934’te gerçekleştirilmeyişinden 28 yıl sonra 1962’de düzenlenen VII. Millî Eğitim Şûrası’nda (MEŞ’de) bu öneri yapıldı, fakat sonra hasıraltı edildi. Bu müzik alanında akademileşme yolundaki ikinci büyük başarısızlık idi.

1975-1976: Ege Üniversitesi GSF Müzik Bilimleri Bölümünün Kurulup Açılması: Bu kuruluş ve açılışla ülkemizde müzik alanında ilk akademik-üniversiter yapılanma Müzikbilim alanında gerçekleştirildi. Prof. Dr. Gültekin Oransay’ın kurucusu olduğu bu bölüm Türkiye’de müzik alanında üniversiter yapı içinde gerçekleşen ilk akademik birim-kurum oldu.

1968-1969: İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü (AEE) Müzik Bölümü’nün (MB) Kurulması: Bu kurum Karkın’ın öğretmeni Ekrem Zeki Ün’ün de etkin çaba ve katkılarıyla kuruldu ve açıldı. AEE MB esas olarak GEE MB’nin ilk türevi olup Karkın’ın yükseköğrenim gördüğü ve ilk yüksekokul öğretmenliği yaptığı kurumdur. Bu kurum olmasaydı Karkın E. Zeki Ün’den ikinci kez ve üstelik daha bilinçli feyz alma fırsatı ve olanağı bulamayacaktı.

1982: Tüm Müzik Yükseköğretim Kurumlarının Üniversiteye Bağlanması: Bu bağlanmayla ülkemizde müzik alanında yükseköğreniminin tüm kol ve dallarında topyekûn üniversiterleşme süreci başladı. Karkın’ın öğretmen olarak görev yaptığı Atatürk Eğitim Enstitüsü’nden çevrilme Atatürk Yüksek Öğretmen Okulu’nun Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi’ne ve Müzik Bölümü’nün de Müzik Eğitimi Bölümü’ne dönüştürülmesi gerçekleşti. Bölüm kurumsal yapı ve işleyiş olarak ‘Müzik’ten ‘Müzik Eğitimi’ne dönüştürülürken müziksel yönün eğitimsel yön ile eşdeğer kılınması çok önemlidir. Bu dönüştürüm ülkemizde 1970’lerde ‘Okul Müziği’ kavramının ve olgusunun dönüşmesiyle oluşan ‘Eğitim Müziği’ kavramını ve olgusunu daha da güçlendirip pekiştirdi. Karkın bütün bunların farkında ve bilincindedir.

Müzik Eğitimi/Müzik Eğitimciliği alanında üniversiter anlamda Lisans, Yüksek Lisans, Sanatta Yeterlik ve Doktora dereceleri veren akademik kurum, birim, program ve süreçlerin oluşturulması ve açılması: Karkın bu oluşum sayesinde Lisansını Tamamladı ve Sanatta Yeterlik derecesi aldı.

Müzik Eğitimi/Müzik Eğitimciliği alanında Yardımcı Doçentlik, Doçentlik ve Profesörlük unvan ve yetkilerinin ihdas edilmesi (kurulması, meydana getirilmesi): Öğretim elemanlarının kimi geçici-kalıcı belli yasal ve yönetmeliksel yollar ve süreçlerden geçerek-geçirilerek bu unvan ve kadrolara yükseltilip atanması. Kültür Bakanlığından ve Millî Eğitim Bakanlığından üniversitelere devredilen müzik yükseköğretim kurumlarının öğretmenleri bu yol ve süreçlerden yararlandı-yararlandırıldı.

Bugün 50. Sanat ve Eğitimcilik Yılı’nı kutlamakta olduğumuz sevgili Kadir Karkın işte bu değişim-dönüşüm yollarından ve süreçlerinden geçerek-geçirilerek Müzik Eğitimi alanında önce Yardımcı Doçent, sonra Doçent ve daha sonra Profesör oldu.

1982’de Türk Müzik Eğitiminde Yeni Bir Dönüşümün Başlaması

Atatürk 1934’te tüm müzik yükseköğretim kurumlarını akademi çatısı altında toplamayı öngören MMTA’ya çok büyük önem verip kuruluş yasasını çıkarttığı hâlde o zamanın (O. Zeki Üngör ve E. Zeki Ün dışındaki) müzikçileri bu akademik kuruluşu savsaklayıp bir türlü gerçekleştirmediler, gerçekleştiremediler. Onların bu başarısızlığından 48 yıl, yani yaklaşık yarım yüzyıl sonra 1982’de tüm Müzik Yüksek Öğretim Kurumları yeniden yapılandırılarak üniversitelere bağlanıp üniversite çatısı altına alındılar. Bunda 1980’lerde özellikle EE/YÖO Müzik Bölümlerinde görev ve iş başında olanlar, 1934 ve 1962’dekilerin aksine olumlu-yapıcı davranarak kurumlarının akademik yapıya ve üniversiter sisteme geçişini sağladılar. Bu süreçte başta Ali Uçan olmak üzere kimileri yetişim, donanım, birikim ve deneyimleriyle çok etkin ve belirleyici rol oynadılar.

1982’de Eğitim Fakülteleri Müzik Eğitimi Bölümleri öğretim elemanlarının hemen hemen tümü veya tümüne yakın çok büyük bir bölümü köy enstitüsü kökenliler, köy enstitülerinden dönüştürülen ilköğretmen okulu kökenliler, eğitim enstitüsü kökenliler veya eğitim enstitüsü çıkışlı asistanlık eğitimli + yurtdışı öğrenimli idiler; bir-iki kişi yüksek lisanslı ve bir kişi de doktoralı idiler.

Bunlar içine yeni girdikleri üniversiter ortama ve yapıya uyum sağlamaya çalışırken bir yandan kurumlarını, bir yandan alanlarını, bir yandan kendilerini ve bir yandan da öğrencilerini dönüştürmeye başladılar. Buna ben ‘topyekûn dönüşme/dönüştürme’ diyorum. İlk yıllarda kimileri daha henüz okutmanlık, öğretim görevliliği veya çiçeği burnunda yardımcı doçentlik aşamasındayken “gerçek anlamda öğretim üyeliği” yaptılar. Bu görevi-işi başarıyla gerçekleştirdiler. Çünkü onlar alanlarında daha önceden yeterince donanımlı, birikimli ve deneyimli gerçek anlamda birer sanatçı eğitimci veya eğitimci sanatçı idiler. Bu olağandışı zorlu geçiş döneminde Köy Enstitülerinin kuruluş yıllarındaki gibi birçok şeyi işbaşında veya mesai bitiminde çalışarak akşam kendileri öğrendiler, sabah öğrencilerine öğrettiler. Görev-iş başındayken öz-kapsam-içerik olarak en az tezsiz yüksek lisansa eşdeğer nitelikte lisans tamamladılar ve hemen ardından sanatta yeterlik yaptılar-aldılar. Kimileri de bunlarla yetinmeyip tezli yüksek lisans ve bilimde doktoraya yöneldiler.

Bütün bu olağanüstü zorlu süreçte kimilerinin müzik alanına ilişkin yapıcılık, yöneticilik, kuruculuk ve geliştiricilik özellikleri fark edilip daha çok öne çıkmaya başladı. Bunlardan biri bugün burada 50. Sanat ve Eğitimcilik Yılı’nı kutlamakta olduğumuz sevgili Prof. Kadir KARKIN idi.

Ben bütün bu dönüşme-dönüştürme sürecinin en başında, en odağında ve en özeğinde yer alan çiçeği burnunda doktoralı/sanatta yeterlikli bir sanatçı/bilimci/eğitimci/yönetimci kişi olarak başkent Ankara’da ana merkez kurum GÜ GEF Müzik Eğitimi Bölümü’nde işbaşındaydım. Çok daha önceden, 1975’lerden itibaren kemancılığımın ve keman eğitimciliğimin en yoğun, etkin ve verimli aşamasındayken bilinçli bir özyönlenme ve özgirişimle müzik eğitimi alanında ülkemizde Atatürk’ün öngördüğü ve çizdiği yolda, çok istemesine karşın bir türlü başarılamayan çağdaş anlamda akademik-üniversiter yapılanmaya kendimi hazırlamış, görevli kılmış ve adamıştım. Bu adanmışlıkla 1974’ten 1982’ye kadar geçen sekiz yılda ilkönce kendimi dönüştürmüştüm. Düşünüp tasarladığım bu yapılanma müzik eğitimi alanının doğasına ve çağdaş işlevine uygun sanatsal-bilimsel-teknik-felsefî boyutlarıyla bir bütün olan çok yönlü bir yapılanmaydı. Bu yeni yapılanmayı, başta Ankara’daki ana kurum Gazi Eğitim olmak üzere İstanbul, İzmir ve Bursa’daki kardeş fakültelerde gerçekleşmekteyken, 1980’lerin sonlarından itibaren başka bölgelerimizde de, öncelikle bölgesel-merkezî üniversitelerin eğitim fakültelerinde de tasarlamak ve gerçekleştirmek gerekiyordu. Bu amaçla söz konusu yerlerde adım adım yeni Müzik Eğitimi Bölümleri kurup açmak zorunluydu. Bu nedenle fırsat ve olanak buldukça YÖK’ün ve başta Adana, Antalya, Erzurum, Diyarbakır, Van, Samsun, Trabzon vb. kentlerdekiler olmak üzere ilgili üniversitelerin yöneticilerini bu konuda gerekli adımları atmaları yönünde bilgilendirmeye, yönlendirmeye ve yüreklendirmeye çalışıyordum.

Bu doğrultudaki çalışma ve girişimlerimden birini de Malatya’daki İnönü Üniversitesi (İÜ) ile ilgili olarak yapıyordum. Bunun olumlu bir sonucu olarak söz konusu Üniversitenin yöneticilerince (rektör Prof. Dr. Engin Gözükara ve dekan Prof. Dr. Mustafa Aydın) Eğitim Fakültesinde Müzik Eğitimi Bölümü açmaya karar verildi. Buraya kurucu öğretim üyesi konumunda uygun bir müzik eğitimcisi arıyorduk. İşte tam o aşamada “kim veya kimler olabilir” derken, MÜ AEF Müzik Eğitimi Bölümü öğretim üyesi Doç. Kadir KARKIN akla geldi ve kendisine yapılan öneriye gönüllü olarak “evet” dedi. Böylece sorun baştan ve kökten çözüldü. Çünkü kendisi donanımlı, birikimli ve deneyimli yapısıyla; özgüvenli ve yürekli kimliğiyle, girişken-atılgan kişiliğiyle ve üstüne üstlük gönüllülüğü ve istekliliğiyle böyle bir iş için tam biçilmiş kaftandı. Nitekim zaman bunu hemen doğruladı. Çünkü çok geçmeden 1989’da çok yerinde bir seçim ve doğru bir kararla atanıp tüm gücüyle işe koyuldu. Ve işe-göreve başlar başlamaz söz konusu nitelik ve özellikleri hızla birer birer kendini göstermeye başladı.

Kadir Karkın tipik bir köy ve köylü çocuğu, bir köylü orman koruma memuru çocuğu. Köy ilkokulunu bitirdikten sonra köy enstitüleri geleneğini sürdüren altı yıl öğrenim süreli [köy] ilköğretmen okulunun ortaokul kısmında ve [kent] ilköğretmen okulunun [lise kısmında] yetişmiş, 20 yaşında çekirdekten öğretmen, çekirdekten eğitimci olmuştu. Örgün öğretimin üç ana kademesinde (ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretimde) öğretmenlik yapmıştı; ilkokul öğretmeni, ortaokul-lise kısımlı ilköğretmen okulu öğretmeni ve lise öğretmeni, eğitim enstitüsü ve yüksek öğretmen okulu öğretmeni olarak çalışıp görev yapmıştı. Ardından da eğitim fakültesinde önce öğretim görevliliği, sonra da akademik öğretim üyeliği yapmıştı. Malatya İnönü Üniversitesi’nde göreve başlarken 11 yılı yükseköğretimle ilgili olmak üzere toplam 29 yıllık eğitimcilik deneyimine sahipti.

Karkın’ın sanat ve eğitimcilik yaşamı 1964’te 20 yaşındayken İstanbul İlköğretmen Okulu Müzik Semineri’ni bitirip Müzik Ağırlıklı İlkokul Öğretmeni olarak görev almasıyla birlikte başlıyor. Çünkü bu görevi sanatçılık ve eğitimcilik donanım, birikim ve deneyiminin birlikte ve iç içe kullanılıp işe koşulduğu bir nitelik taşıyor. 1973’te İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümü’nün bitirip İlköğretmen Okulu Müzik Öğretmeni olarak görev almasıyla daha belirgin bir nitelik kazanıyor. 1978’de İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümü’ne öğretmen olarak atanmasıyla yeni ve ileri bir aşamaya erişiyor. 1982’de Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Bölümü Öğretim Görevlisi olduktan ve 1983’te ‘Lisans’ını tamamladıktan sonra 1986’da ‘Doktora’ya eşdeğer ‘Sanatta Yeterlik’ (Sy.) derecesini alınca akademik bir niteliğe bürünüyor. 1987’de ‘Yardımcı Doçent’ unvanı verilerek akademik Öğretim Üyeliğine ve 1988’de ‘Doçent’ unvanı verilerek sürekli [daimî] Öğretim Üyeliğine yükseltilip atanınca üniversiter bir öz ve biçim kazanıyor. O yıldan bu yana (geçen son 28 yılda) tüm yoğunluğu ve yeğinliğiyle devam ediyor. 1994’te Profesörlüğe yükseltilip atanarak o yıldan itibaren ‘Profesör’ unvanı ve yetkisiyle sanat ve eğitimcilik yaşamını sürdürüyor. Ve böylece Karkın’ın ilk kez 1964 yılında başlamış olan “sanat ve eğitimcilik yaşamı”, içinde bulunduğumuz 2014 yılında tam “50. Yılı”na erişmiş bulunuyor.

Ne ilginç ve anlamlı bir durumdur ki Karkın’ın 50. sanat ve eğitimcilik yılı benim 55. sanat ve eğitimcilik yılıma rastlıyor. Bu durum, sanat ve eğitimcilik yaşamı sürecine benim ondan 5 yıl önce 18 yaşımdayken İstanbul İÖO Müzik Semineri’ni bitirip girmiş olmamdan kaynaklanıyor. Bu iki uzun süreç birçok evrede birbiriyle buluşuyor, çakışıyor, kesişiyor ve örtüşüyor.

Kadir Karkın’ın 50 Yıllık Sanat ve Eğitimcilik Yaşamına Sığdırdıkları

Neler sığdırmıyor ki! Çok şeyler sığdırıyor. Hatta hemen her şeyi sığdırıyor. Bunun temel nedenlerinden biri kanımca onun her ana aşamada çok bilinçli ve hazırlıklı olarak öğrenim görmesidir. Şöyle ki, ilkokulu bitirdikten 1 yıl sonra ilköğretmen okuluna, 6 yıl değişik köy ilkokullarında müzik ağırlıklı ilkokul öğretmenliği yaptıktan sonra eğitim enstitüsü müzik bölümüne giriyor. Ayrıca 4+1= 5 yıl ilköğretmen okulu ve lise müzik öğretmenliği yaptıktan sonra eğitim enstitüsü müzik bölümünde öğretmen olarak görev alıyor. Ve bunların üstüne 4+4= 8 yıl yüksekokul öğretmenliği ve üniversite öğretim görevliliği yaptıktan sonra üniversite öğretim üyesi oluyor. Ben bütün bunların böyle olmasını çok anlamlı buluyor, çok önemsiyor ve değersiyorum. Çünkü bunlar Karkın’ın eğitken-yönetken ve yaratkan-üretken sanat ve eğitimcilik/yönetimcilik yaşamında çok etkili ve belirleyici bir rol oynamış görünüyor. Bunda kuşkusuz bütün bu kimlik yapısının yanı sıra kişilik yapısı da çok etkili ve belirleyici oluyor. Kişilik yapısında çalışkanlık ve kararlılık, özgüvenlilik ve yüreklilik, sabırlılık ve özverililik, girişkenlik ve atılganlık, ısrarlılık ve ereklilik var. Üstelik doğru zamanda, doğru yerde, doğru biçimde olmayı ve doğru iş görmeyi biliyor. Ağırlıklı olarak kuzey, doğu, güney ve güneydoğu bölgelerimizde çalışıyor. Şimdi 50 yıllık sanat ve eğitimcilik yaşamına sığdırdıklarına bir göz atalım.

Türkiye’nin Tüm Ana Bölgelerinde Görev Alışı: Karkın ülkemizin tüm 7 ana bölgesinde de görev alıp çalıştı. Bu, “Türk bayrağının dalgalandığı her yerde çalışırım, görev yaparım.” veya“Türk bayrağının dalgalandığı her yer benim görev yerimdir.” anlayışına uygun bir tutum ve davranış içinde oluşun somut bir göstergesidir. Bu bölgelerde sırasıyla Hatay, Sinop, İstanbul, Malatya, Bolu, İzmir, Sivas, (yeniden İzmir, Malatya) ve Adıyaman olmak üzere büyük, orta ve küçük ölçekli 8 değişik ilde, kentte ve yerleşkede hizmet verdi. Ben bunların üçündeki (Malatya, Bolu ve Sivas’taki) çalışmalarını yerinde görme, gözlemleme ve izlemleme olanağı buldum ve mutluluğuna eriştim.

Sanatçı Eğitimciliği ve Öğretimciliği: Kadir Karkın çekirdekten yetişme bir sanatçı eğitimci ve öğretimcidir. 6 yıl ilkokul, 4 yıl ilköğretmen okulu, 1 yıl lise öğretmenliği; 4 yıl eğitim enstitüsü ve yüksek öğretmen okulu müzik bölümü öğretmenliği; 4 yıl üniversite öğretim görevliliği; 28 yıl üniversite öğretim üyeliği (bunun 1 yılı yardımcı doçentlik, 7 yılı doçentlik, 20 yılı profesörlük) yaptı. Toplam olarak ise net 47 yıl örgün eğitimcilik hizmetinde bulundu. Bu, insanı çocukluk, ergenlik, gençlik ve yetişkinlik çağlarında yoğurup yetiştiren uzun erimli bir sanatçı eğitimcilik-öğretimcilik demektir. İlkokul birinci sınıftan Doktoraya kadar hemen her düzeyde ders, tez, seminer vb. demektir.

Yapıcılığı ve Yöneticiliği: Karkın yapıcı bir yönetici niteliği taşıyor. Yöneticiliği iki ana boyutlu: (1) Kurum yöneticiliği, (2) Müzik toplulukları yönetkenliği, yani koro ve orkestra yönetkenliği (şefliği).

Koro-Orkestra Eğitkenliği ve Yönetkenliği: Bu özelliği mesleksel yaşamında ilk ve erken-yıllardan itibaren oluşuyor, işe yarıyor ve gelişiyor. Bu özelliği giderek hızla gelişirken çok geçmeden koşulların da elvermesiyle kendiliğinden kurumsal yönetkenliğe de evriliyor.

Kurumsal Yöneticiliği, Kuruculuğu, Geliştiriciliği: Kadir Karkın’ın kurumsal yöneticiliği tek öğretmenli köy okulunda bir tür ilkokul yöneticiliği olan ilkokul başöğretmenliği ile başlıyor ve oradan zaman içinde adım adım yol alarak fakülte dekanlığına kadar ilerliyor. Bu özelliğiyle 31 yıl akademik-üniversiter yöneticilik yaptı (yüksekokul, fakülte ve enstitülerde anabilim/anasanat dalı başkanlığı, anabilim dalı başkanlığı, bölüm başkan yardımcılığı, bölüm başkanlığı, dekan yardımcılığı, dekan vekilliği ve dekanlık). Sanat ve eğitimcilik yaşamında 50 yılın yaklaşık 35 yılını ilk, orta ve yüksek eğitimin öğretimin çeşitli kademelerde yöneticilikle geçirdi. Bölüm ve Fakülte kuruculuğu (ve onlara bağlı Anabilim Dalı, Anasanat Dalı, Anabilim/Anasanat Dalı kuruculuğu); Lisans, Yüksek Lisans, Doktora Programları açıcılığı ve başlatıcılığı yaptı. Bütün bunlar Karkın’ın İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Bölümü’nün kurucu bölüm başkanlığına önerilişinde ve getirilişinde ne denli haklı olduğumuz kısa sürede görülüp anlaşıldı. Bundan dolayı çok mutluyum. Burada hemen belirteyim ki yöneticilik yaşamının 16 yılını kuruculukla geçirerek 1 bölüm ve 3 güzel sanatlar fakültesi ile onlara bağlı birimler kurması kuşkusuz ayrı bir önem ve değer taşıyor.

Üst Düzey ve Ast Düzey Yöneticilerle Sağlıklı İletişimciliği ve Etkileşimciliği: Karkın çalıştığı hemen her kurumda kendi görev konumuna göre üst düzey ve ast düzey görev konumunda olan yöneticilerle genellikle etkili ve olumlu sonuçlar alıcı bir iletişim ve etkileşim içinde oldu. Karşılaştığı sıkıntıların, zorlukların ve engellerin çoğunu bu ilişki ve etkileşim sayesinde aştı.

Çalışma Arkadaşları ve Meslektaşlarınca Desteklenirliği: Karkın görev aldığı her kurumda dostları, çalışma arkadaşları ve meslektaşlarından yardım ve destek almayı bildi. Üstlendiği her yönetim görevine önerilir, seçilir ve atanırken ve bu görevleri yürütürken çoğu dost, arkadaş ve meslektaşlarından anlamlı yardım ve destek gördü.

Arkadaşlığı, Dostluğu ve Sırdaşlığı: Genel olarak çevresindekilerce güvenilir bir arkadaş, dost, sırdaş ve yoldaş oldu. Bu özelliği görev aldığı her kurumda kendini belli etti.

“Baraka”dan Bugünkü “Görkemli Binalar”a Dönüştürümcülüğü: Karkın 1989 yılında İnönü Üniversitesi (İÜ) Eğitim Fakültesi (EF) Müzik Eğitimi Bölümü’nü bağımsız bir barakada kurup açıyor. Oradan yola çıkarak çalıştığı çoğu kurumları sonraki yıllarda görkemli bölüm ve fakülte binalarına kavuşturuyor. İÜ EF Müzik Eğitimi Bölümü kurulur ve öğretime başlarken mekân olarak, yanlış anımsamıyorsam, biri yarı bağımsız veya tam “bağımsız baraka”, öbürü bir fakülte binasının “zemin katı”+“bodrum katı” olmak üzere başlıca iki seçenek söz konusuydu. Karkın bu iki seçenekten ilkini, yani bağımsız barakayı seçti. Bu seçim, özellikle başka birim, topluluk ve kişileri rahatsız etmekten kaçınılması gereken ilk müziksel çalışmalar ve etkinlikler için daha doğru ve daha uygun bir seçimdi. Başlangıçtaki bu bağımsızlıkçı tutum sonraki yıllarda bugünkü bağımsız bölüm binasını doğurdu. Daha sonraki yıllarda bir benzerini Sivas’ta Cumhuriyet Üniversitesi’nde gerçekleştirdi.

Atılımcılığı, Yenilikçiliği, Öncülüğü, İlkçiliği: Karkın’ın Cumhuriyet Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü’nde kurup açtığı Müzik Teknolojisi Anabilim Dalı Türkiye’nin kamu üniversitelerinde kendi alandaki ilk ve öncü kuruluştur. Böyle bir anabilim dalının yıllar önce 1990’ların ortalarında ilk kez Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Bölümünde kurulmasını düşünüp tasarlamış ve önermiştim. Öbür yandan Sivas’ta “Yaylı Çalgılar Çocuk Orkestrası” kurması ve “Uluslararası Heykel Sempozyumu” düzenlemesi de çok önemli ilklerdendir.

Özendiriciliği-Yönlendiriciliği-Yönelticiliği: Yönettiği kurumlarda öğrencileri, okutmanları, araştırma ve öğretim görevlilerini daha etkin olmaya, araştırmaya-incelemeye, lisans tamamlamaya ve lisansüstü öğrenim görmeye özendiriyor, yöneltiyor ve isteklendiriyor. Böylece kendisiyle birlikte çevresindeki elemanları da geliştiriyor, bunun için onlara gerekli fırsat, olanak ve seçenekleri sağlıyor.

Ulusal ve Kurumsal Örgütleyiciliği: 1994’te MMM’nin Kuruluşunun 70’inci Yılı vesilesiyle Ankara’da Gazi Üniversitesi’nde ilk kez “Türkiye Üniversiteleri Eğitim Fakülteleri Müzik Eğitimi Bölümleri Arası Kurul” olarak adlandırdığım oluşumu düzenleyip gerçekleştirdik. Bu oluşuma ve ilk toplantıya AİBÜ EF Müzik Eğitimi Bölümü Başkanı olarak katılan Karkın bu kurulun 2. Toplantısını AİB Üniversitesi’nde düzenledi. Bu öncü oluşumu adlandırmanın, birinci, ikinci ve daha sonraki toplantılarını düzenlemenin çok ilginç bir öyküsü var. Bu öykü ayrıca ele alınıp anlatılmaya değer.

Ulusal ve Uluslararası Açılımcılığı: 1998 yılında, kısaca ArGe Nord denilen Kuzey Avrupa Ülkeleri Müzik Eğitimi Uluslararası Çalışma Topluluğu ile Türkiye’mizin Kuzey Anadolu Bölgesindeki bir Müzik Eğitimi Bölümümüz arasında ortak bir uluslararası buluşma ve çalışma yapılmasını düşünüp tasarlamıştım. EAS-Avrupa Müzik Okul Eğitimi Birliği Kurucu Yönetim Kurulu üyesi, Türkiye Eşgüdümleyicisi ve ArGe SüdGüney Avrupa Ülkeleri Müzik Eğitimi Uluslararası Çalışma Topluluğu üyesi olarak düzenlenmesini tasarladığım bu uluslararası ortak çalışma etkinliğine Prof. Karkın yönetimindeki AİBÜ EF Müzik Eğitimi Bölümü (MEB) ev sahipliği yaptı. Bu etkinlikle AİBÜ EF MEB, GÜ GEF MEB’den sonra uluslararası etkinliğe ilk açılan ilk Müzik Eğitimi Bölümü oldu. Bu açılımda Karkın’ın çok etkin rolü ve önemli katkısı oldu.

Sanatsal ve Bilimsel Etkinlikler Düzenleyiciliği: Karkınyurdumuzun birçok yerinde çok sayıda müziksel dinletiler-konserler, bilimsel paneller ve sempozyumlar, sanatsal sergiler ve yarışmalar düzenledi. Bunların her biri kendine özgü koşullarda yaratılan ayrı bir başarı öyküsüdür.

Sanatsal-Bilimsel Yaratkanlığı, Üretkenliği ve Çeşitli Eserleri: Karkın’ın bu özelliği çok yönlülük, çok boyutluluk ve zengin bir çeşitlilik gösteriyor. Bunlar okul şarkıları, piyano eşlikli şarkılar ve türküler; müzik ders kitapları; şarkı, piyano, keman, viyola, orkestra albümleri ile çeşitli kongre, panel ve sempozyumlarda sunulmuş bildiriler olarak geniş bir yelpaze oluşturuyor. Her biri ayrı bir anlam, önem ve değer taşıyor, ayrı bir işlev görüyor. Hemen tümü kılgıya-uygulamaya dönük.

Eğitim Müziği Besteciliği: Karkın’ın sanatsal yaratkanlığının ve üretkenliğinin önemli bir boyutu erken yıllarda yönelip başlamış olduğu eğitim-öğretim müziği besteciliğidir. Karkın çalıştığı kurumlarda bu yönüyle eğitim müziği alanında karşılaşılan çok önemli yoklukları gideriyor, boşlukları dolduruyor, azlıkları çokluğa çeviriyor; yalın, açık ve anlaşılır bir eğitsel-sanatsal dil kullanıyor.

Çevrenin Kültürel, Sanatsal ve Eğitimsel Yaşamına Etkileri-Katkıları: Karkın bulunduğu her bölgede,görev yaptığı-çalıştığı her üniversitede, yaşadığı her kent ve yerleşkede iç çevre ve ortamlarda başlayıp oralardan çevre il ve ilçelere doğru yayılan önemli etkiler-katkılar sağlıyor.

Değerbilirliği ve Vefalılığı: Karkın genellikle kendi adına uygun davranır. Ön adını oluşturan “kadir” sözcüğünün anlamlarına uygun bir tutum ve davranış içinde bulunur. Bu bağlamda örneğin Sivas’ta Cumhuriyet Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin büyük konser-konferans salonunun “CÜ GSF Ekrem Zeki Ün Salonu” olarak resmî adlandırılmasını sağlamıştır. Yanlış anımsamıyorsam o salonda bu resmî adlandırımdan sonraki ilk konferansı Ekrem Zeki Ün’ün eski bir öğrencisi olmamdan da kaynaklanan nedenlerle çağrılı olarak ben vermiş olmalıyım. Şimdi burada tam yeri gelmişken hemen belirteyim ki bugün bu etkinliği gerçekleştirmekte olduğumuz bu güzel salon da doğru ve uygun bir özel adlandırılmayı bekliyor.

Genel Değerlendirme

Görülüyor ve anlaşılıyor ki Prof. Kadir Karkın’ın kendine özgü bir yaşamöyküsü ve bu öykü içinde yine kendine özgü bir sanat ve eğitimcilik yaşamı var. En tipik özellikleriyle Prof. Karkın;

Son derece ilkeli ve ülkülü, tutarlı ve tutkulu, kendini mesleğine adamış bir insan.

Son derece yurtsever, insansever ve ulussever bir sanatçı eğitimci ve yönetimci.

Her yönüyle tam bir yerli malı, tam bir yerli eğitim-üretim ürünü.

Her bakımdan katıksız/katkısız, gerçek bir Cumhuriyet müzik eğitimcisi ve yönetimcisi.

Alanına, kurumuna, ulusuna, ülkesine sorumluluk bilinci ve yükümlülük duygusu çok yüksek.

Her gerektiğinde direngen, savungan ve savaşkan bir eğitici/yönetici.

Her yeni kuruluş ve yapılanış evresinde aranan-istenilen-çağrılan bir eğitimci/yönetimci.

Bütünsel ve tümel anlayış ve yaklaşımlı biryönetken eğitimci veeğitimci yönetken”.

Karkın çok devingen, halk diliyle “çok gezeğen, çok dolaşağan” bir kişilik yapısına sahiptir. Gezeğen halk dilinde “çok gezen (kimse)” demektir. Bu sözcük burada “boş gezen” değil, “dolu gezen” kimse anlamındadır. Karkın’ın bu özelliği “daha ilkokul yıllarında oluşmaya başlıyor” dense yeridir. Çünkü okulu olmayan bir köyde doğuyor ve ilkokulu babasının görevi gereği ailesiyle birlikte değişik köylerde yaşayıp okuyarak bitiriyor. 5 yıllık ilkokulu 5 değişik köyde okuyarak bitirip 6 yıl içinde 4 değişik köyde ilkokul öğretmenliği yaparak farklı köylerin ortamlarına uyum sağlıyor. Yedi bölgeye “yedi iklim dört bucak” denilebilecek biçimde yayılan çok değişik görev yerleri ve kurumları nedeniyle kendisine kimilerince şunlar yakıştırılabilir: “Gezeğen bölüm başkanı”, “Gezeğen dekan”.

Sanat ve müzik kültürü ve eğitimi alanında Türkiye sadece Ankara, İstanbul ve İzmir’den ibaret değildir, olmamalıdır ve olmayacaktır.” sözümü 1960’lardan beri on yıllardır söyleye gelirim. Karkın bu sözümün anlamını ve önemini en erken, en çabuk ve en iyi kavrayan ve gereğini en iyi yerine getiren meslektaşlarımın başında geliyor. Nitekim sanat ve müzik kültürünün ve eğitiminin ülke geneline ve özellikle Kuzey, Doğu ve Güney Doğu Anadolu’ya yayılması için yıllardır çok çalışıyor, çok etkin çaba gösteriyor ve çok yararlı oluyor. Sanıyorum ki bu yolda en kararlı, en sebatlı (direşli-direşken), en etkili, en verimli, en başarılı ve en yararlı olanların başlarında, hatta en başında geliyor. Bu yolda özellikle sanat-müzik yükseköğretim kurumlarımızın büyük kentlerimizin bulunduğu bölgelerin dışındaki bölgeler ve kentlerde de kurulup açılmasında ve yayılıp güçlendirilmesinde en etkin rol oynayan ve en çok hizmet verenlerin başında yer alıyor. Bu yer alışın başladığı 1989 yılı Karkın’ın yaşamındaki yeni dönemin başlangıcını, son 25 yılının ilk kilometre taşını oluşturuyor.

Sonuç olarak Kadir Karkın’ı güzel Türkiye’miz için 1970’lerden 1980’lere kadar çok yönlü düşünüp tasarladığımız ve aklımız erdiğince ve gücümüz yettiğince belli ön, yan ve temel koşullarını oluşturduğumuz “1982 sonrası müzik kültürü ve müzik eğitimi seferberliği”mizin başta gelen üstlenici, uygulayıcı ve gerçekleştiricilerinden biri olarak görüyor, nitelendiriyor ve değerlendiriyorum.

Sevgili kardeşim, meslektaşım ve yazgıdaşım Prof. Kadir Karkın çağdaş Türk sanat ve müzik eğitimine çok büyük, çok kalıcı ve her türlü övgüye değer hizmetlerde bulunmuştur. Bu nedenle, kendisine, üyesi olduğumuz Türk Müzik Eğitimi Ailesi adına teşekkürler ediyor ve şükranlarımı sunuyorum. İçimden, içimin en dip derinliklerinden gelen bir sesle “İyi ki varsın Kadir!” diyorum. Bu tür hizmetlerini yaşamının bundan sonrasında da esenlik içinde sürdürmesini diliyorum.

Karkın’a ve onunla birlikte tümünüze “Sağ olun, var olun, esen kalın!” diyerek sözlerime son veriyorum.

Malatya İÜ GSTF, 16 Ağustos 2014

PROF. DR. KADİR KARKIN’I KAYBETTİK

Türk müzik eğitimine, müzik öğretimi kurumlarına değerli hizmetlerde bulunmuş bir eğitimcimizi, sanatçımızı daha kaybettik. Adıyaman Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi emekli Dekanı, Müzik Eğitimcileri Derneğimizin örnek, sorumlu üyelerinden Prof. Dr. Kadir Karkın, 23 Haziran 2020 akşamı tedavi gördüğü Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde yaşama gözlerini yumdu.

Prof. Dr. Kadir Karkın, 26 Haziran 2020 Cuma günü, Muğla İli, Fethiye İlçesi Çatalarık Yenişehir Mezarlığında öğle namazı sonrası son yolculuğuna uğurlanacaktır.

Allah rahmet eylesin. Ailesinin, öğrencilerinin, dostlarının, müzik eğitimcileri topluluğumuzun başı sağolsun.
Huzur ve ışık içinde uyusun.
Müzik eğitimcileri ve sanatseverler Prof. Dr. Kadir Karkın‘ın hizmetlerini unutmayacaktır.

MÜZED GENEL MERKEZİ

PROF. DR. KADİR KARKIN

1957 yılında Düziçi öğretmen okulunda öğrenci oldu. 1960 yılında Çapa öğretmen okulu müzik seminerinde Ekrem Zeki ÜN , Halil Bedii YÖNETKEN VE Tahir SEVENAY’’ın öğrencisi oldu. 1964 yılından itibaren 6 yıl ilkokul öğretmenliği süresince Ekrem Zeki ÜN İle de çalışmalarını sürdürdü. 1970 yılında İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsünde öğrenci oldu. Bu okulda Ekrem Zeki ÜN, Prof. Dr .Bülent TARCAN ile armoni ve kompozisyon çalışmalarını sürdürdü.1973 yılında Sinop Kız öğretmen okulunda 5 yıl öğretmenlikten sonra 1978 yılında İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümüne hoca olarak atandı. Atatürk Eğitim Enstitüsü Bölüm Başkanlığı yaptığı süre içinde okulu statüsü, Yüksek öğretmen okulu ve sonrada Atatürk Eğitim Fakültesi olarak değişti. Bu süre içinde; lisans tamamlama, yabancı dil sınavı aşamalarından geçti. 1986 yılında sanatta yeterlilik, 1987 yılında Yardımcı Doçentlik, 1988 yılında Doçentlik unvanlarını aldı.1989 yılında Malatya İnönü Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Bölümünün kuruculuğunu üstlendi. 1994 yılında Abant İzzet Baysal Üniversitesinde Profesör unvanını alarak aynı üniversitede Müzik Öğretmeliği Bölümünün kuruculuğunu üstlendi. 1999 yılında 9 Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Müzik Öğretmenliği Anabilim Dalı Başkanı iken Cumhuriyet Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanlığına atanarak Fakültesinin kuruculuğunu üstlendi. 2005 yılı Mart ayında atandığı İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanlık Görevine atanarak Malatya’da görev yaptı. 04. 11. 2010 tarihinden itibaren de Adıyaman Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı olarak görev yaptı. Emekliliğinden sonra Mersin İli Erdemli İlçesine yerleşti.Evli ve iki çocuk babasıdır.
Çalıştığı tüm kurumlarda yaylı çalgılar orkestrasını kurdu, çalıştırdı, il içinde ve dışında sayısız konserler verdi.Prof. Dr. Kadir Karkın, son olarak Erdemli Belediyesi Çağdaş Türk Müziği Korosunu çalıştırıyordu.

DEMEK Kİ SEN…

AHMET SAY,  Aydınlık, 22.08. 2014

Geçen hafta cumartesi günü, müzikçi ve müzik eğitimcisi dostumuz Prof. Kadir Karkın’ın “50. Sanat Yılı” dolayısıyla16surmanset Malatya’daki İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Konser Salonu’nda rüya gibi bir etkinlik izledik. Yurdun dört bir yanından gelen dostlarımızın yanı sıra, Malatya’daki müzikçi ve müzik eğitimcisi arkadaşlarımızla salon dolmuştu. Her konuşmanın ardından kısa bir konser parçasının seslendirilmesiyle duygu dolu bir içerik kazanan program, beni öylesi coşkulara yöneltti ki, o gün içimden söylediklerimi okurlarımıza olduğu gibi aktarmak istiyorum:

Hey benim Kadir Karkın Hoca’m! Müzikçi ve eğitimci olarak senin yaşam öykün, tam bir romandır aslında! Üniversitelerimizde müzik öğretmeni ve müzikbilimci yetiştirmek üzere, Anadolu’nun yedi bölgesine tek tek giden, yıllarını veren sensin! İstanbul’da, Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Müzik Bölümü’nün Başkanı’yken ve üstelik doçent de olmuşken, şeytan mı dürttü seni nedir? 1970’li yılların sonlarında İstanbul’u yüzüstü bırakıp Malatya’daki İnönü Üniversitesi’ne gittin! Neymiş? Orada, Müzik Öğretmenliği Bölümü’nü kuracakmışsın! Bu işe beş yılını verdin. Sonra, Bolu’daki “Abant İzzet Baysal Üniversitesi”nde Müzik Bölümü Başkanlığı’na yöneldin. Artık profesör unvanını almıştın, durup dinlenmek varken İzmir’deki Dokuz Eylül Üniversitesi Müzik Eğitimi Bölümü’ne gidip bu Bölümün Başkanlığı’nı üstlendin. Ertesi yıl, Sivas’taki Cumhuriyet Üniversitesi’nde Güzel Sanatlar Fakültesi’nin kurucu dekanı olarak çalışmalara başladın. Orayı da kurdun bütün bölümleriyle. Sonra yeniden Malatya’da, bu kez İnönü Üniversitesi’nin Güzel Sanatlar Fakültesi’nin kurucu dekanlığını yaptın; yeniden beş yılını daha sanat eğitimi için harcadın… Ve 2010 yılında, Adıyaman Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin Kurucu Dekan’ı olarak çalışmaya başladın…

Deli misin sen Kadir Hoca? Adıyaman’da bu kez konservatuvar falan kurdun ha? Seni gidi seniiii!

Zaten yurdun yedi bucağında müzik öğretmenliği bölümlerini kuran sensin! Güzel sanatlar fakültelerinin müzik bölümlerini kuran sen, resim ve heykel bölümlerini açan sensin! On tane müzik kitabı yazan sen, yüzlerce eğitsel konseri yöneten sensin! Gençlerimizin kafasını müzikti, resimdi, heykeldi, câiz olmayan yollara sürükleyen sensin! Demek ki sen.. sen cumhuriyet öğretmenisin!

https://www.aydinlik.com.tr/arsiv/ahmet-say-demek-ki-sen#2

KADİR KARKIN: SAYGIYI FAZLASIYLA HAK EDEN 50 YILIN ONURU..

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN, Sanattan Yansımalar, 05.09.2014

Kadim dost Ahmet Say arayıp “Kadir Karkın telefonunu istiyor, verebilir miyim?” diye sorduğunda yanıtım “Tabii” olmuştu. Prof. Kadir Karkın (d. 1944), adını hep Anadolu’nun bir köşesinden yankılanarak duyduğum, bildiğim bir müzik eğitimcisiydi. Şimdi Adıyaman Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin dekanıydı. Arayıp da büyük bir tevazu içinde sevecen sesiyle “Malatya’da bir toplantımız olacak, sizi de aramızda görmek istiyoruz” deyince reddetmek olanaksızdı…

Ahmet Say’la birlikte 15 Ağustos gecesi Malatya’ya uçmak üzere Esenboğa’da, Gazililerin “piri”, hocaların hocası Prof. Dr. Ali Uçan ve Ankara Devlet Konservatuvarı hocalarından iyi viyolacı Doç. Bediz Kınıklı’yla buluştuk.

Biz niye Malatya’ya uçuyorduk? Program neydi? Bilinen, Kadir Karkın’ın 50. Eğitimcilik ve Sanat Yılı nedeniyle bir toplantı düzenlendiği ve üç saat kadar süreceğiydi! Bediz yanında viyola kutusunu taşıdığına göre bu toplantıda çalacaklar arasında olmalıydı.

Ertesi gün İnönü Üniversitesi GSF içinde, tablolar, seramikler arasından yürüyüp konser salonuna yönelirken, bu üniversite için unutulmaz katkılar yapan, belki de bu nedenle “halledilip” yıllarca hapiste çürütülen yurtsever insan Prof. Fatih Hilmioğlu’nu anmamak olanaksızdı.

“Prof. Kadir Karkın’ın 50. Sanat Yılı Saygı Buluşması” başlığı taşıyan bir A4’e sığdırılmış izlenceyi İnönü Üniversitesi GSF Dekan Yardımcısı Bülent Yılmaz, kısacık ama sıcak bir konuşmayla açtı. Prof. Kadir Karkın’ın özgeçmişini görüntüler eşliğinde sunuculuk görevini üstlenen Bolu İzzet Baysal Üniversitesi’nden Doç. Dr. Dolunay Akgül Barış’ın anlatısıyla izlerken, etrafında oluşan sevgi hâlesinin boşuna olmadığı anlaşılıyordu.

İlk konuşmacı, her zamanki ciddiyetiyle bir konferans metni hazırlamış olan Prof. Dr. Ali Uçan’ın “Türkiye’nin 7 coğrafi bölgesinde de çalıştı” saptaması, Atatürk’ün kurtuluş savaşındaki “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır” nitelendirmesini anımsatıyordu. Şöyle bir kontrol edince, Düziçi, İstanbul, Sinop, Bolu, Sivas, İzmir, Malatya ve Adıyaman’la 7 bölgenin tamamlandığını gördüm. Karkın, kimileri gibi üç büyük kentten birine demir atmamış, nerede görev verilirse yurtsever bir eğitimci ve yönetici olarak kabul edip gitmiş ve ülkeye yeni bölümler, fakülteler kazandırmıştı.

Ahmet Say, ardından Prof. Dr. Halil Çivi’nin konuşmaları Karkın analizinde boş kalan        yerleri tamamlıyordu. Prof. Dr. Halil Çivi, iktisatçı olmasına karşın tıpkı Karkın gibi herkesin kaçmak için bahane aradığı Anadolu üniversitelerinde kurduğu fakülte ve adil yönetim anlayışıyla iz bırakmış “sağlam” bir insandı. Önce akademik, sonra şair yanını konuşturdu.

Halen İzmir ve Kıbrıs’ta eğitimciliği sürdüren, daha çok Ege bölgesinde çeşitli müzik    eğitim kurumlarının  kuruculuğunda bulunmuş  Ecole Normale mezunu Prof.  Memduh Özdemir, taa  Düziçi’ndeki çocukluk  yıllarından sınıf arkadaşı  gönül insanı Nurullah Ece ve  Sinop’tan öğrencisi Neşe  Özkoç’un  konuşmalarının arasına birer  dinleti serpiştirilmişti. Bu dinletilerde de, icracıların daha çok Kadir Karkın’ın eğitim amaçlı bestelerinin seslendirilmesine yer verilmişti.

Neler mi dinledik? Önce Karkın bestelerini sıralayalım: Beri Bak ( Seçkin Sardaş

Çelik-Ses, Saadet Kösreli-Piyano), Duyum, Üç Ayak ( Ersan Çiftçi-Keman, Saadet Kösreli-Piyano), Gökteki Yürek ( Bige Bediz Kınıklı-Viyola, Barış Topbaş-Piyano), Kar Suyu ( Yaylılar Topluluğu)

Malatya Anadolu Lisesi öğretmenlerinden Goncagül Doğan Başkak, Özgür Sakalıuzun’un bağlaması eşliğinde okuduğu Acem Kızı’ndan sonra, sıcacık bir Malatya türküsüyle gönüllerimizi kazandı.

http://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/sefik-kahramankaptan/kadir-karkin-saygiyi-fazlasiyla-hak-eden-50-yilin-onuru/249/



MÜZED ÜYE VE DOSTLARINA

Sayı       : 2020/04

Konu     : MÜZED Üyelerine yazı

19.05.2020

Müzik Eğitimcileri Derneğinin Değerli Üyeleri ve Dostları,

Kovid 19 adlı uluslararası salgına karşı yürütülen savaşım içinde 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımızı kutluyoruz. Başkomutanımız, Başöğretmenimiz  Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ulusal Kurtuluş Savaşımızın karargâhı Türkiye Büyük Millet Meclis’ini kurmak ve bağımsızlık savaşımızı Anadolu’da örgütlemek üzere 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışının 101. yılı kutlu olsun. Değerli üyelerimizin, dostlarımızın, ulusumuzun 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun.

İçinde bulunduğumuz Ramazan ayı bu hafta sonu tamamlanıyor. Tüm üyelerimizin ve dostlarımızın Ramazan (Şeker) Bayramını şimdiden kutlarız.

Kovid 19 salgınının ülkemizde de bir tehlike olarak belirdiği günlerde devletimizin aldığı kararlara ve önlemlere uygun olarak MÜZED Merkez Yönetim Kurulumuz 13 Mart 2020 tarihli kararıyla toplu dernek ve müzik etkinliklerini ertelemişti. Derneğimizde yapılmakta olan orkestra, topluluk, koro, toplantı, konferans, söyleşi, dinleti, çalıştay, üye kahvaltısı, muzik atölyeleri vb. etkinliklerin tamamı bu kararımız doğrultusunda ve salgınla savaşımın ülkemizdeki seyrine bağlı olarak ertelenmiştir; yapılamamaktadır.

İnanıyoruz ki gerek ülkemiz ve gerekse dünya halkları, koronavirüse karşı yürütülen savaşımı kesinlikle kazanacaktır ve bunun ipuçları görülmeye başlamıştır. Ancak bilim insanlarımızın da vurguladığı gibi önümüzde hâlâ alınacak önlemleri kararlılıkla uygulamamız gereken ve sonrasında da yeni duruma uygun yaşam düzeninin kurulması gereken bir süreç bulunmaktadır. Dernek etkinliklerinde yeniden birlikte olacağımız günler uzak değildir.

Değerli üye ve dostlarımız, koşullar gereği dernek binamızı uzunca bir süredir açamasak bile binamızın kira, stopaj, apartman yönetimi, telefon, internet abonelikleri ve diğer bazı giderleri dernek saymanlığımızca ödenmektedir. Bu durumun daha uzunca bir süre devam edeceği bir gerçeklik olduğuna göre önümüzdeki ayların giderlerinin ödenmesinde derneğimiz zorlanacaktır.

MÜZED müzik öğretmenlerinin kendi elleriyle, emeğiyle yarattığı yirmibirinci yılına ulaşmış bir dernektir. Ve elbette bu sorunları kendi birikimiyle aşacaktır.

Sizlerden ricamız bu süreçte ödentilerin ödenmesi yoluyla derneğe omuz vermenizdir. Ödenti borcu miktarını muzediletisim@gmail.com veya bilgi@muzed.org.tr e-posta adreslerinden birine ileti göndererek öğrenebilirsiniz. İsteyen arkadaşlarımız ayrıca bağışta da bulunabilirler. Üyelik ödentileri ve bağışlar derneğin T.C. Ziraat Bankası Ankara Bakanlıklar Şubesindeki 3668994 5001 numaralı hesabına (Şube kodu: 1133 Bakanlıklar/ANKARA) (IBAN NO: TR 760001001133036689945001) yatırılmalıdır.

İçinden geçtiğimiz bu süreçte siz değerli üyelerimizin ve dostlarımızın derneğimizin bu çağrısına gereken duyarlılığı göstereceği inancıyla Merkez Yönetim Kurulumuz adına içten selamlarımızı, sağlık esenlik ve başarı dileklerimizi iletirim.

Refik SAYDAM

Müzik Eğitimcileri Derneği (MÜZED) Genel Başkan

1 MAYIS EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ KUTLU OLSUN!

DEĞERLİ ÜYELERİMİZİN VE TÜM ÇALIŞANLARIN 1 MAYIS EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ KUTLU OLSUN!